• Dünyanın her noktasında çalışan Namaz Vakitleri programı...

    Dünyanın her noktasında çalışan Namaz Vakitleri programı...
    15.6.2015

    Detayı Göster

    www.suleymaniyetakvimi.com sitesi Dünyanın her noktasında, bulunulan yüksekliği de hesaba katarak maksimum yarım derece ihtiyat ile namaz vakitlerini mizana uygun olarak tespit ediyor. 

    Özellikle çokça seyahat eden müslümanların en büyük sıkıntılarından biri namaz vakitlerinin tespit edilmesidir. www.suleymaniyetakvimi.com sitesi bu alanda benzersiz bir kolaylık sunuyor. İçinde ihtiyat gerekçesiyle 6 ila 10 dakikalara kadar fark oluşturan takvimlerin çoğu kez ibadet edenleri yanılttığı bilinmekte. Özellikle Türkiye de 40 derece enlem çivarında güneşin doğmasına en az 7-8 dakika kala sabah namazı vaktinin bittiğini ilan eden takvimler sıkıntı oluşturuyor.. Artık bilgisayar ve cep telefonlarının yaygın olduğu günümüzde maksimum yarım dereceye karşılık gelen 1-1,5 dakikalık ihtiyat uygulaması ile bulunulan yer dünyanın neresi olursa olsun noktasal hesap yapabilen bir yazılım mevcut. Bu uygulamanın yakın gelecekte her müslümanın hayatına girmesine kesin gözüyle bakılıyor.

    2010 Yılından bu yana içinde Astronomi uzmanlarının da yer aldığı heyetler ile 4 kez Kutup bölgelerine gözlem maksadı ile gidildi. Tüm bu çalışmaların özeti sayılabilecek; Namaz vakitleri, gece - gündüz, hesaplama teknikleri ile ilgili, detaylı bilgilere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

    http://www.suleymaniyevakfi.org/ramazan-ve-oruc/namaz-ve-oruc-vakitleri-brsadece-muslim-olanlar-icin.html

    Namaz vakitleri programının Android ve iPhone için hazırlanmış sürümleri "Süleymaniye Takvimi" adıyla telefonlara indirilip kurulabiliyor.

     

  • Detayı Gizle

Yorumumuz

  • Namaz Vakitleri

    FITRAT HABER (İstanbul) - Namaz, vakitle sınırlı bir ibadettir. İster güven, ister korku isterse hastalık veya sıkıntı1 hali olsun, ne olursa olsun, vaktinin dışına çıkarılamaz. Allah Teâlâ, bunun sebebini şöyle açıklamıştır: إِنَّ الصَّلاَةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَابًا مَّوْقُوتًا Namaz müminlere, vakitle sınırlı olarak farz kılınmıştır. 2 (Nisâ 4/103)
    Oruç da günün belli vakitlerinde tutulur. Oruçla ilgili olarak da şöyle buyurulmuştur: وَكُلُواْ وَاشْرَبُواْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ ثُمَّ أَتِمُّواْ الصِّيَامَ إِلَى الَّليْلْ Fecrden (kızıllığın olduğu taraftan) ak çizgi kara çizgiden sizce, tam ayırt edilinceye kadar yiyin için, sonra orucu geceye kadar tamamlayın. (Bakara 2/187)
    Eskiden namaz ve oruç vakitlerini tespit için gözlem yapılırdı; şimdi takvime bakılmaktadır. Takvimler, hesap ölçüleri belirlenmeden yapıldığı için, özellikle imsâk ve yatsı vakitleri, her yerde sıkıntıya sebep olmakta, kutup bölgelerinde ise işkenceye dönüşmektedir. Kur’ân’da vakitler için hesap ölçülerinin konduğunu bildiren ayetler vardır. O ölçüleri bulabilmek için ayetler ışığında sayısız gözlemler yaptık. Uzman ekiplerle üç kere kutup bölgesine, bir kere de ona yakın bölgeye giderek Güneşin doğmadığı ve batmadığı günlerde namaz vakitleri ile ilgili tespitlerde bulunduk. Bunlar bizim, Allah’ın yarattığı tabiat ayetlerini, indirdiği Kur’ân ayetleriyle birlikte okuyarak Muhammed aleyhisselâmın uygulamalarını anlamamızı ve vakitlerin hesap ölçülerini bulmamızı sağladı. Sonra Ekvatordan kutuplara kadar, her noktanın takvimini yapıp internet üzerinden yayınladık. Gerek kutup bölgelerinde, gerekse başka bölgelerde yaşayan çok sayıda Müslüman, takvimimizle ilgili gözlem ve kanaatlerini bizimle paylaşınca bulduğumuz ölçülerin doğruluğu, bize göre kesinleşti.

    Takvim Çalışmaları İbadet vakitleri ile ilgili ilk takvim çalışması Tanzimat’tan sonra yapılmıştır. Gazi Ahmed Muhtar Paşa (1839-1919), Islah-ı Takvim adlı eserinde, imsak vakti için astronomik tanın esas alındığını, genel kabulün aksine bunun 19˚ sayıldığını, buna 2,5 derecelik ilave ile Güneş ufkun 21.5˚ altında iken imsâk ve sabah namazı vaktinin başlamış sayıldığını yazmış ve şunları eklemiştir: “Güneş doğu ufkuna 21,5 derece yaklaştığı zaman imsak vaktinin başladığı konusunda ittifak vardır. Takvimlerdeki imsak hesabı ona göredir. Bu da fecr-i sadık’tan öncesini gösteriyorsa da sadece ihtiyat için böyle yapılmıştır. Çünkü fecr-i sadıkın, Güneşin ufka 19 derece yaklaştığında başladığı hususu ittifakla kabul edilmiştir3.” Bu gün bu takvim, Türkiye’de ve İslâm ülkelerinin çoğunda uygulanmaktadır.

    Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 21 Ocak 1982 günü aldığı bir kararla, şöyle bir düzeltme yapmıştır: “Yatsı, imsak ve sabah namazı vakitlerinin tespitinde Güneşin 16 derece ufkun altında bulunmasının esas alınmasına ve buna ± 4 dakika temkin (yatsı ve sabah namazı vakitleri için + 4 dakika, imsak vakti için -4 dakika) süresi ilave edilmesine… karar verildi.” Kararın gerekçesi şöyle açıklanmıştır: “Bilindiği üzere namaz vakitlerinin hesapla tespitinde fecr ve şafak olaylarının, Güneşin ufuk düzleminin kaç derece altında iken başladığının doğru olarak bilinmesine ihtiyaç vardır. Konu ile ilgili eski kitaplarda bu hususta verilen bilgiler, 16 dan 21’e kadar değişmekte ve kesinlik arz etmemektedir. Bu konudaki en son ilmi araştırma ve incelemeleri gösteren “Explanatory Suplement ToTheAstronomical Ephemeris And Nautical Almanac” adlı eserde (sh. 399) tan ışımalarının (fecr ve şafak olaylarının) Güneşin alçalma açısıyla orantılı olarak değişen ilmî grafik ve ölçüleri verilmiştir. Bu bilgilere göre tan (fecr ve şafak) olaylarındaki kızıllık üst sınırının ufukta kaybolma zamanı, Güneşin alçalma açısı 15 olduğu an başlamakta, bazı atmosfer şartlarında bu durum 16 oluncaya kadar devam etmektedir. 16 de ise bütün atmosferik şartlar altında kızıllığın tamamen kaybolduğu anlaşılmaktadır.”

    Din İşleri Yüksek Kurulu yanıltılmıştır; ilgili kaynakta böyle bir bilgi yoktur. Zaten karar uygulanamamıştır. Diyanetin bugünkü uygulamasında Güneş ufka 18 derece yaklaştığı zaman imsak ve sabah namazı vakti; akşam ufkun 17° altına indiği zaman da yatsı namazının vakti başlatılmaktadır. Türkiye’de Diyanet takvimi dışındaki takvimler Güneş ufkun 21,5 derece altında olduğunda imsak ve yatsı namazı vaktini başlattıkları için Diyanet takvimi, diğerlerinden iyidir. İstanbul’da bulunan İslami İlimler Araştırma Vakfı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve takvim çıkaran kuruluşlarla işbirliği yapılarak bir çalışma başlatılmış, Diyanetin konuya ciddiyetle eğilmesi sebebiyle fıkıh kitaplarındaki esaslara uygun birçok gözlem yapılmıştı. Üç yıl kadar süren bu çalışmaların tamamına, İslami İlimler Araştırma Vakfı Genel Sekreteri sıfatıyla katıldım. Ne yazık ki varılan sonuçlar, Diyanet tarafından dikkate alınmadığı gibi, takvim çıkaran diğer kuruluşlar tarafından da dikkate alınmadı. Ahmet Muhtar Paşa’nın, Kur’ân’ın koyduğu ve Allah’ın Elçisinin uyguladığı ölçüler yerine astronominin koyduğu ölçülere dayanarak takvim yapması, dengeleri bozmuştur. Astronomide tan veya fecir, atmosferin üst tabakalarında Güneş ışıklarının, yıldızlarla gözlemci arasına gelişine göre belirlenir. Onlar yıldız gözlemi yaptıklarından ufukla değil, zayıf ışıklı yıldızları görmeye engel olacak ışıklarla ilgilenirler. Bu büyük hata yüzünden seher vakti ve fecr-i kâzib kavramları kaybolmuş, sabah namazı, imsak ve yatsı vakitleri, vaktinin dışına taşınmıştır.

    Bu büyük yanlışı gözler önüne sermek için Süleymaniye Vakfı – Din ve Fıtrat Araştırmaları Merkezi olarak Türkiye’nin değişik yerlerinden yaptığımız yeni gözlemlere kutupları da kattık. 2011 yılı Ocak ayının ikinci haftası ile Haziran ayının dördüncü haftasında, Dünyanın en kuzeyinde, kutuplara en yakın yerleşim yeri olan Norveç’in Tromso şehrine iki seyahat gerçekleştirip gözlemler yaptık. Bu sayede gecenin göstergesinin olmadığını, gündüzün göstergesinin de Güneş değil, aydınlık olduğunu bildiren ayetleri keşfettik. Ayrıca namaz ve oruç vakitlerinin kutup bölgelerinde de hem hesapla hem gözlemle belirlenebileceğini ve hesabın ölçülerinin Kur’ân’da ayrıntılı olarak açıklandığını gördük. Bütün bunlara ek olarak 11.01.2013 günü Dünyanın en kuzeyinde bulunan Svalbard adasında Longyearbyen’de gözlemler yaparak Güneş ufkun 10 derece altında iken bile günlük namaz vakitlerinin gözlemlenebildiğini tespit ettik. Sonra 12.01.2013 günü Tromso’da bu konuda yaptığımız uluslararası bir ilmî toplantıda varılan sonuçları tartıştık ve 12- 13.01.2013 günleri, o ilim heyetinin de katıldığı gözlemler yaptık. Elimizdeki bilgilere göre, alanında yapılmış ilk çalışma budur. Din ile fıtratın ve din ile bilimin ittifakını göstermesi açısından da önemlidir.

    Abdülaziz Bayındır


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.