• Esed Rejiminin Alıkoyduğu 10 Kadın Takasla Özgür Kaldı

    Esed Rejiminin Alıkoyduğu 10 Kadın Takasla Özgür Kaldı
    7.3.2018

    Suriye'de, Esed rejimi tarafından cezaevlerinde 2 yıldır alıkonulan, işkence gören ve tecavüze uğrayan 10 kadın ile bir ÖSO askeri, esir takasıyla özgür kaldı.

    Detayı Göster

  • FITRAT HABER (İstanbul) - Suriye'de Beşşar Esed rejiminin cezaevlerinde 2 yıldır yasa dışı olarak tutulan, işkence gören ve tecavüze uğrayan 10 kadın ile bir Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) askeri, esir takasıyla özgürlüklerine kavuştu.

    Türkmen Muntasır Billah Tümeni 1. Tugay Komutanı Muhammet Paşa, yaptığı açıklamada, Esed rejimi askerleri tarafından yaklaşık 2 yıl önce İdlib, Humus kırsalındaki çeşitli yerleşim birimlerinden alınarak cezaevlerine gönderilen, işkence gören, tecavüze uğrayan 10 kadın ile ÖSO'ya bağlı bir askerin önceki gün 9 rejim askeri karşılığında özgürlüklerine kavuştuğunu söyledi.

    "Rejim Bacılarımızı Hiçbir Gerekçe Olmadan Hapishaneye Attı"

    Bab kırsalındaki Ebu Zeydin köyü yakınlarında gerçekleşen takasla ilgili konuşan Muhammet Paşa, "Rejim bizim bacılarımızı hiçbir gerekçe olmadan alarak hapishaneye attı. İki yıl boyunca her gün işkence ve tecavüze uğrayan bacılarımızı almak için çok çaba harcadık. Bir yıl önce 9 rejim askerini esir aldık. Askerler karşılığında bacılarımızı ve bir askerimizi istedik. Yapılan görüşmelerin ardından önceki gün bacılarımız ve bir askerimiz özgürlüğüne kavuştu." dedi.

    "Biz Türkmen'iz, Türk'üz Savaşta Bile Esirlere Kötü Muamele Etmeyiz"

    Esir takasının görüntülerini de paylaşan Muhammet Paşa, "Biz rejimin askerlerine hiç kötü muamele yapmadık, görüntülerde de görüldüğü üzere hepsi bizimle helalleşip, sarılıp gitti. Çünkü biz Türkmen'iz, Türk'üz. Savaşta bile esirlere kötü muamele etmeyiz. Ancak Esed rejimi, savunmasız, suçsuz kızlara, kadınlara her türlü kötülüğü yaptı. Bacılarımızın anlattıklarını duymak bizim öfkemizi sonsuz kıldı." dedi.

    Suriye'de halen 7 bin kadar kadının alıkonulduğunu, 18 yaşın altında 400'ün üzerinde kız çocuğu bulunduğunu anlatan Muhammet Paşa, "Bu kadınlara ve çocuklara yönelik her gün tecavüz vakası yaşanıyor. Esed'in yaptıkları ortada, kadınlara kızlara işkence eden, 10 günde bir yemek veren bir zalim o." ifadelerini kullandı. 

     

    Kaynak: AA

    Detayı Gizle

Yorumumuz

  • SAVAŞ ESİRLERİ VE CARİYELİK

    Esirleri, köle veya cariye yapmak ve cariyelerin cinselliğinden nikâhsız olarak yararlanmak Kur'ân'a aykırıdır. Bu konudaki ayeter açık olmasına rağmen anlam kayması yapılarak bir algı oluşturulmuş, esirlerin köleleştirilebileceği ve cariyelerin cinselliğinden yararlanılabileceği, Sünnî ve Şiî bütün mezheplerin ortak görüşü haline getirilmiştir.

    ESİRLERİN KÖLELEŞTİRİLMESİ

    Müslümanlar kendilerini değil, Allah’ın dinini hâkim kılmak için çalışırlar. Bu çalışma, düzeni sarsmaya başlayınca muhalefet şiddetli olur. Karşı taraf bunun için savaş bile açar. Eğer savaşa savaşla karşılık verilmezse sonuç çok kötü olabilir. Allah Teâlâ şöyle demiştir:

    Allah yolunda, sizinle savaşanlarla savaşın ama haksız saldırı yapmayın. Allah, haksız saldırı yapanları sevmez.(Bakara 2/190)

    Müslümanlar ilk savaşı Bedir’de yaptılar. Allah Teâlâ bu savaştan önce şu Ayeti indirdi:

    فَإِذا لَقِيتُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا فَضَرْبَ الرِّقَابِ حَتَّى إِذَا أَثْخَنتُمُوهُمْ فَشُدُّوا الْوَثَاقَ فَإِمَّا مَنًّا بَعْدُ وَإِمَّا فِدَاء حَتَّى تَضَعَ الْحَرْبُ أَوْزَارَهَا

    Kâfirlerle savaştığınızda boyunlarını vurun. Onları etkisiz hale getirince sıkı güvenlik çemberine alın. Sonra onları (esirleri), fidye alarak veya karşılıksız serbest bırakın ki savaşın doğurduğu sıkıntılar kalmasın.(Muhammed 47/4)

    Esirleri serbest bırakmak düşmanı rahatlattığı gibi yeni bir savaşa gerekçe yapılmalarını da önler. Allah Teâlâ şöyle demiştir:

    İyilikle kötülük bir değildir. Bir şeyi en güzeliyle karşıla; bir de bakarsın, aranda düşmanlık olan kişi sıcak bir dost haline gelmiş.(Fussilet 41/34)

    Bedir savaşında Nebîmiz, düşmanı etkisiz hale getirmeden esir aldığı için Allah tarafından şu ağır eleştiriye uğramıştı:

    Hiçbir nebînin, savaş alanında düşmanı etkisiz hale getirmeden esir alma hakkı yoktur. Siz, dünya malını (hemen elde edeceğinizi) istiyorsunuz. Allah ise Ahireti (sonrasını) istiyor. Üstün olan ve doğru karar veren Allah’tır.

    (Rumların yenildiği gün Allah’ın yardımıyla sevineceğinizi) Allah önceden yazmasaydı[1], aldığınız esirlerden dolayı başınıza büyük bir felaketin gelmesi kaçınılmazdı.

    Aldığınız ganimeti helali hoş olarak yiyebilirsiniz. Allah’tan çekinerek korunun. Allah bağışlar, ikramı boldur.(Enfâl 8/67-69)[2]

    Nebîmiz, Muhammed Suresi 4. ayete uydu ve Bedir esirlerinin bir kısmını karşılıksız, bir kısmı da fidye karşılığı serbest bıraktı.

    Hendek savaşında Müslümanlarla aynı safta iken savaş sırasında düşmanla iş birliğine giren Benî Kurayza Yahudilerini Nebîmiz, savaştan sonra etkisiz hale getirmişti. İlgili ayeter şöyledir:

    Allah, Ehl-i Kitap’tan, düşmana arka çıkanları da kalplerine korku salarak kalelerinden indirdi. Kimini öldürüyor, kimini de esir alıyordunuz. Onların yerini, yurdunu ve mallarını size verdi, henüz ayak basmadığınız yerleri de size verecektir. Allah her şeye bir ölçü koyar.(Ahzap 33/26-27)

    Benî Kurayza kuşatmasında ölenler öldü, kalanlar esir alındı. Yurtları ve malları Müslümanlara kaldı. Ayette geçen, Onların yerini, yurdunu ve mallarını size verdi ifadesi, esirlerin serbest bırakıldığını gösterir. Çünkü ne savaşacak halleri ne de fidye olarak verecek malları kalmıştı.[3]

    Hayber ve Benî Mustalik esirleri de dâhil, tüm esirlere yapılan muamele, yukarıdaki ayete göredir. Kur'ân'ın açık emri varken, Nebîmizin farklı bir davranışta bulunması mümkün olamazdı.

    Muhammed Suresi 4. ayet açık olduğu halde Sünnî ve Şiî bütün mezhepler, savaşçı esirleri öldürmeyi veya köle yapmayı, ayetin hükmü gibi göstermişlerdir. EbûBekr el-Cessas’ınAhkam’ul-Kur'ân’ındaayete ilgili şu açıklamalar vardır:

    {فَإِمَّا مَنًّا بَعْدُ، وَإِمَّا فِدَاءً} فَجَعَلَ اللَّهُ النَّبِيَّ وَالْمُؤْمِنِينَ فِي الْأُسَارَى بِالْخِيَارِ، إنْ شَاءُوا قَتَلُوهُمْ، وَإِنْ شَاءُوا اسْتَعْبَدُوهُمْ، وَإِنْ شَاءُوا فَادُوهُم

    ““Ya karşılıksız ya da fidye alarak onları salıverin” Ayeti ile Allah, Nebisini ve müminleri, esirler konusunda serbest bıraktı; isterlerse onları öldürürler, isterlerse köleleştirirler, isterlerse fidye alırlar.[4]

    Ömer Nasuhi Bilmen konuyu şöyle özetler:

    “Savaş sonucu alınan esirler konusunda yetkili makam şunlardan birini yapmakta serbesttir: İsterse Müslümanların yararına hareket ederek esirlerin savaşçı takımını öldürüp fesadı tümüyle ortadan kaldırır. İsterse kötülüklerini gidermek için yalnız köle ve cariye yapmakla yetinir. İsterse zimmi konumuna getirerek Müslümanların güvencesi altında hürriyet verir. İsterse onları İslam esirleri ile değiştirir.[5]

    Caferi mezhebine mensup Tabatabâî’nin tefsirinde konu şöyle işlenmiştir:

    وقوله: (فإمامنابعدوإمافداء) أيفأسروهمويتفرععليهأنكمإماتمنونعليهممنابعدالاسرفتطلقونهمأوتسترقونهموإماتفدونهمفداءبالمالأوبمنلكمعندهممنالاسارى.

    ““Ya karşılıksız ya da fidye alarak onları salıverin” ayetinin anlamı şudur:Onları esir alın. Sonra ya karşılıksız salıverir ya köleleştirir yahut mal karşılığı veya ellerindeki esirlere karşılık serbest bırakırsınız.[6]

    Görüldüğü gibi Sünnîler ve Şiîler, ayette olmayan köleleştirmeyi, ayetin hükmü gibi göstermişlerdir. 

    CARİYELERİN CİNSELLİĞİNDEN YARARLANMA

    İster hür ister esir olsun, nikahsız ilişkiye asla izin verilmemiştir. Allah Teâlâ şöyle demiştir: 

    وَأَنكِحُوا الْأَيَامَى مِنكُمْ وَالصَّالِحِينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَإِمَائِكُمْ إِن يَكُونُوا فُقَرَاء يُغْنِهِمُ اللَّهُ مِن فَضْلِهِ وَاللَّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ . وَلْيَسْتَعْفِفِ الَّذِينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا حَتَّى يُغْنِيَهُمْ اللَّهُ مِن فَضْلِهِ .

    "İçinizden evli olmayanlar ile erkek ve kadın esirlerinizden, durumları uygun olanları evlendirin. Yoksul iseler Allah, kendi ikramıyla onların ihtiyacını giderir. İmkânları geniş olan ve her şeyi bilen Allah’tır.(Hür olanlardan ve esirlerden) Evlenme imkânı bulamayanlar, Allah tarafından ihtiyaçları karşılanıncaya kadar namuslarını korusunlar." (Nur 24/31-32)

    İster hür, ister esir olsun, hiç bir kadın kendi hür iradesi olmadan evlendirilemez. Esir bir erkekle evlenmek isteyen kadın için özel şart yoktur ama hür kadınla evlenebilecek güce sahip olan erkek, esir kadınla evlenemez. Eğer istiyorsa onu hürriyetine kavuşturmak şartıyla evlenebilir. Bununla ilgili açıklama aşağıda gelecektir. Hürriyetine kavuşturacak kadar gücü yoksa, o zaman esir kadınla evlenebilir. İlgili ayet şöyledir:

    Mümin, iffetli ve hür kadınları nikâhlayacak kadar varlıklı olmayanlar, hâkimiyetiniz altında olan mümin kadınlarla (savaş esirleri ile) evlensinler. İmanınızı en iyi bilen Allah’tır. Hepiniz birbirinizdensiniz. Onları (esir kadınları) ailelerinin izni ile nikâhlayın ve mehirlerini marufa (Kur’an ölçülerine) uygun olarak kendilerine verin.(Nisâ 4/25)

    Âyete göre, esir kadının yanında bulunduğu aile, kendi ailesi sayılır. Ailenin yetkisi, evliliği denetlemekle sınırlıdır. Esir kadın, evlilik kararını kendi hür iradesiyle verir ve mehri kendisi alır. 

    Âyetlerin, esir ve hür ayırımı yapmadan evlilik dışı ilişkiye imkan vermediği açıktır. Bunu anlamak için alim olmaya gerek yoktur. İlgili âyetleri görmezlikten gelen Sünnî ve Şiî mezhepler, sayı sınırı olmaksızın, esir kadınların odalık olarak kullanılabileceği konusunda ttifak etmişlerdir.

     

    ______________________________________________

    [1]Müslümanlar Mekke’de zor günler geçirirken Romalıların Persler’e yenildiği duyuldu. O sırada inen aşağıdaki ayetler, birkaç yıl içinde Romalıların Persleri yeneceği, o gün Müslümanların bir zaferle sevineceği haber verildi:

    ELİF! LAM! MÎM! Romalılar yenildiler. (Yenilgi) Çok yakın bir yerde oldu. Onlar, bu yenilginin ardından galip geleceklerdir. (Galibiyet) Birkaç yıl içinde olacaktır. Onun öncesinde de sonrasında da bütün yetki Allah’ın elindedir. O gün müminler sevineceklerdir. O, Allah’ın yapacağı yardımla olacaktır. O, çalışana yardım eder. O üstündür, ikramı boldur. Bu Allah’ın verdiği sözdür. İnsanların çoğu bilmese de Allah sözünden dönmez.(Rûm 30-1-6)

    [2]Muhammed 4. ayet Bedir’den önce inmeseydi Nebîmize bu suçlama yapılamazdı. Çünkü “Allah, kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez.” (Bakara 2/286)

    [3]Beni Kurayza esirlerinden savaşacak durumda olanların öldürüldüğü iddia edilse de bu, Yahudi uydurmasıdır. Ayrıntılı bilgi için bkz. Cemal AhmedNecm, غزوة بني قريظة بين الحقائق والأساطير  http://www.hablullah.com/?p=2100

    [4]EbûBekrAhmed b. Alî er-Râzî el-Cessas’ın (ö. 370/981) Ahkam’ul-Kur'ân, İstanbul 1917, Muhammed Suresi.

    [5]Ömer Nasuhi BİLMEN, Hukukıİslamiyye ve IstılahatıFıkhiyye Kamusu, c. III, 399 vd. İstanbul, tarihsiz.

    İfadeler sadeleştirilmiştir. Aslı şöyledir: “Harb neticesinde kahren elde edilen esirler hakkında ve­liyyül'emr, muhayyerdir. Bu hususdamüslümanlann menfaatlerine gö­re hareket ederek dilerse bu esirlerin mukatil olan takımını katledibmaddei fesadı bilkülliyye ortadan kaldırır, dilerse bunların şerlerini def için yalnız istirkaklariyle, yani: köle ve cariye edilmeleriyle iktifa eder, dilerse islâm zimmetinde, ahd ve emanındaolmak  üzere hepsine  hürriyet verir ve dilerse bunları islâm esirleri ile mübadelede bulunur.”

    [6]Muhammed Hüseyin Et-Tabâtabâî (1902-1981), el-Mîzân fî tefsîr’il-Kur’ân, İran-Kum.

     

    Yazının devamı için http://www.suleymaniyevakfi.org/tarih-arastirmalari/savas-esirleri-ve-cariyelik.html linki tıklayınız.

     

    Abdülaziz Bayındır


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.