• Saraybosna'da Nakşibendilik Sempozyumu

    Saraybosna'da Nakşibendilik Sempozyumu
    11.5.2017

    "Nakşibendilik, Bosna Hersek'te halkın en fazla ilgi gösterdiği tarikatların başında geliyor. Diğer tarikatlardan farklı olarak Nakşibendilerin ülkenin sadece belirli yerlerinde değil, birçok şehrinde, kasabasında ve hatta köylerinde de tekkeler kurarak halkın çeşitli tabakalarına nüfuz ettiklerini görüyoruz"

    Detayı Göster

  • SARAYBOSNA (AA) - Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'da, "Balkanlar'da İrfan Ocakları: Bosna'da Nakşibendilik Sempozyumu" düzenlendi.

    Boşnak Enstitüsündeki sempozyuma, ülke genelinden Nakşibendilik tarikatının önde gelen isimleri, ilahiyatçılar ve diğer davetliler katıldı.

    Sempozyumun organizatörü Akdeniz Kültür ve İletişim Kulübü (AKİK) Başkanı Abdullah Aykut, iki yıldır Balkanlar'da irfan gelenekleri üzerine yapılan sempozyumların ikincisinde Nakşibendilik konusunu işlediklerini belirterek, projenin beş yıl süreceğini ve ilerleyen dönemde Kadirilik, Halvetilik ve Rufailik üzerine de sempozyumlar gerçekleştireceklerini aktardı.

    Anadolu'daki irfan geleneği izlerinin Saraybosna'da da kendini gösterdiğine işaret eden Aykut, "Bu geleneğin, hem Türkiye'deki hem de Saraybosna merkez olmak üzere Bosna Hersek'teki birlikteliğini sağlamaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

    Aykut, Nakşibendilik'in Bosna Hersek ve Türkiye için "ortak bir hamur" olduğunu kaydederek, Türkiye'deki bütün irfan gelenekleri için aynı şeyin söylenebileceğini ve Türkiye geneline bakıldığında Nakşibendilik'in en yaygın irfan geleneği ekollerinden biri olduğunu söyledi.

    Bosna'da Nakşibendilik Sempozyumu'nun Bilim Kurulu Üyesi Samir Vildic de Bosna Hersek'te halkın en fazla ilgi gösterdiği tarikatların başında Nakşibendilik'in geldiğine işaret ederek, "Diğer tarikatlardan farklı olarak Nakşibendilerin ülkenin sadece belirli yerlerinde değil, birçok şehrinde, kasabasında ve hatta köylerinde de tekkeler kurarak halkın çeşitli tabakalarına nüfuz ettiklerini görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

    Osmanlı'nın bölgeyi fethinden bugüne kadar ülkede onlarca Nakşibendi tekkesi kurulduğunu anlatan Vildic, "Bosna Hersek tarihi incelendiğinde birçok önemli şahsiyetin de bu tarikata mensup olduğu anlaşılmaktadır. Bütün bu sebeplerden dolayı Bosna Hersek'te organize edilen Nakşibendilik sempozyumunun önemi bir kez daha öne çıkıyor." şeklinde konuştu.

    Sempozyum kapsamında hat ve ülke genelinden tekkelerin fotoğraflarının yer aldığı sergi de açıldı.

    Türkiye'den akademisyenlerin de katılımıyla gün boyunca devam edecek sempozyumda, "Bosna'da ve Balkanlar'da Nakşibendilik", "Nakşibendilik: Meşayih, Coğrafya, Usul ve Terbiye", "Nakşibendilik'in Bosna'daki yerel yansımaları" başlıklı oturumlar düzenlenecek. 

     

    Detayı Gizle

Yorumumuz

  • Potansiyel FETÖ'lere Dikkat!

    Bugün bütün bir İslam alemine acı ve gözyaşının hakim olduğuna üzüntüyle şahidiz. Problemlerimizin temelinde Allah’ın ipi olan Kur’an’dan uzaklaşmak yatıyor.

    Allah'ın ipine (Kur’an’a) hep beraber sıkı sarılın, bölünmeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini aklınızdan çıkarmayın. Bir zamanlar aranızda düşmanlıklar vardı; Allah, kalplerinizi birbirine ısındırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarındaydınız, oradan sizi O kurtardı. Allah, ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.” Âl-i İmrân 3/103.

    Kur’an’sızlıktan doğan boşluğu da birtakım fırkalar, mezhepler, tarikatlar ve cemaatler dolduruyor. Belli bir tarikatın veya cemaatin kitleler üzerinde ne gibi tehlikeli etkiler yaratabileceğini 15 Temmuz’da hepimiz gördük. Bu elem verici olaydan sadece Türkiye değil, tüm İslam ülkeleri bir ders çıkarmalıdır.

    Tüm cemaatlerde ve tarikatlarda kendisine şeyh, hoca efendi denilen bazı adamların mutlak hakimiyeti söz konusudur. O tarikata mensup müritler için şeyhin ağızından çıkacak her söz Allah’ın sözü gibidir, hatta daha da ötedir. Müritlik psikolojisindeki bir adam için şeyhin vermiş olduğu talimatın akla, ahlaka dolayısıyla İslam’a uygun olup olmadığı önemli değildir. Bu psikoloji içerisindeki her insan potansiyel birer bomba gibidir. Bu yapılar içerisindeki medreselerde de İslam’ı tebliğ edecek hocalardan ziyade, şeyhini ve tarikatını kanının son damlasına kadar koruyacak muhafızlar yetiştiriliyor.

    Hal böyleyken tarikatların devlet destekleriyle yaygınlaştırılmaya çalışılmasını anlamak mümkün değildir. Allah’tan korkusu olmayanın devletten korkusu hiç olmaz. Paralel dini oluşumlara geçit verdikçe, paralel devlet yapılanmalarına asla engel olamayız.

    Artık merkezinde hazretlerin, efendilerin, şeyhlerin olduğu cemaat dinlerini bırakıp, kitabın ve hikmetin öğrettiği fıtrat dini olan İslam’a dönmemiz lazım. Biz hatalarımızdan ders çıkaralım ve Allah’ın kitabına yönelelim ki O da bizden rahmetini ve yardımını esirgemesin.

    Süeda Yılmaz


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.