Anlam Arayışı

Mürüvvet Çalışkan
9.1.2018

Hayatımızdaki anlam arayışı yerli yerine oturmayınca sonunda bizi belirsizliğe veya hiçliğe sürükler. Belirsizliği gidermek ancak hayata anlam katarak mümkündür. Anlamsız olan her şey boş ve amaçsızdır. Bu amaçsızlığı ve anlamsızlığı gidermek için, her şeye anlam yükleriz. Bir anlamda değer yargılarımız anlam belirleyicidir. Değerler esnetilirse, anlam da esnetilmiş olur. Esnek bir hayatta belirleyici unsur olmaz.

Değer nedir?

Bir şeyi değerli kılan nedir?

Bir şeyin değeri ona yüklenilen anlam mıdır ya da bu yüklenilen anlamla mı değer kazanırlar?

Değer farklı bakış açılarıyla farklı şekillerde tanımlanmış bir terim olarak karşımıza çıkmaktadır. Anlam ise bir sözcüğün, bir cümlenin ya da bir sözün anlattığı düşünce zihnimizde canlandırdığı şeydir.

Anlam sorunu dil sorunudur aynı zamanda ama yalnızca dil içinde kalan bir sorun değildir. İlişkilerimizin bir ucunda dil, öbür ucunda ise nesneler, etkinlikler, yaşam kısaca ilişkiler vardır. Hiç kuşkusuz anlam ve değer insan yaşamının olgularıdır. Bir şeyin değeri ona yüklenilen anlamdan kaynaklanmaktadır. Hayatımızın merkezine neyi koyarsak o şey bizim için anlamlı ve değerli olur. Bu yüzden insanın olmadığı bir dünyada anlam ve değerden de söz edilemezdi.

Felsefe tarihi boyunca, tüm filozoflar anlam ve değer arayışı içinde oldular. Sokratik sorgulama bunun en güzel örneğini teşkil eder. Sofistiklerin esnekleştirdiği değer yargılara karşı Sokrates, ne biliyoruz, nerden biliyoruz, nasıl biliyoruz sorularıyla karşılık verdi. Sokrates’e göre sorgulanmayan bir hayat yaşanmaya değemezdi… Günümüzde Sokratik yöntem dediğimiz yöntemle Sokrates, o günün gençlerini sorgulamaya yönlendirdiği için yargılandı ve en sonunda Baldıran Zehir’i içerek kendi hayatına son verdi. Anlam ve değer arayışı Sokrates’in hayatına mal oldu.

Günümüzde hala anlam ve değer arayışımız yok mu?

Kur’an’ı bulamayan, hayatının merkezine koymayan bir insan sürekli bir anlam ve değer arayışı içinde olacaktır.

Vahiy bize, dengeli değer yargılar sunar. Sadece maddi unsurları hayatımızın merkezine koyduğumuzda, bozulup dağılacak nesneler uğruna hayatımızı tüketmememizi insan ve toplum ilişkilerinde en ideal tutum ve davranışlarda bulunmamızı öğütler.

Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. Ahirette ise çetin bir azab; Allah’tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir. (Hadid/20)

Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?" (En’am/32)

İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Hâlbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadır. (Ali İmran/14)

Onlara dünya hayatının örneğini ver. Bu hayat gökten indirdiğimiz su gibidir. O su sebebiyle yerin bitkisi sarmaş dolaş olur, sonra kurur da rüzgâr onu kapıp götürür. Allah, her şeyi bir ölçüye göre yapar. (Kehf/45)

Mal ve evlat, dünya hayatının çekici nimetleridir. Kalıcı olan iyi işler ise Rabbin katında sevap olarak da umut olarak da daha hayırlıdır. (Kehf/46)

Dünya hayatının misali şöyledir: Gökten indirdiğimiz su ile insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü süslerini takınıp süslendiği ve sahipleri kendilerini ona gücü yeter sandıkları bir sırada, geceleyin veya gündüzün, ona emrimiz gelivermiştir, ansızın ona öyle bir tırpan atıvermişiz de sanki bir gün önce orada hiçbir şenlik yokmuş gibi oluvermiştir. Düşünen bir kavim için âyetlerimizi işte böyle açıklarız. (Yunus/24)

Mallarını Allah yolunda infak[1]edenler, toprağa bir buğday tohumu ekmiş gibi olurlar. O tohum yedi başak bitirir. Her başağında yüz dane olur. Tercihini doğru yapana Allah, kat kat fazlasını verir. Allah’ın imkânları geniştir, O her şeyi bilir. (Bakara/261)

Mallarını Allah yolunda harcayan sonra da yaptıkları iyiliği başa kakmayan ve incitmeyenler var ya, onlara Rableri (Sahipleri) katında ödül vardır. Onlar ne bir korku duyar ne de üzülürler. (Bakara/262)

Güzel bir söz söylemek ve bir hatayı örtmek, yardım ettikten sonra karşı tarafı üzmekten iyidir. Yapacağınız yardıma Allah’ın ihtiyacı olmaz, ama O, yumuşak davranır. (Bakara/263)

Müminler! Başa kakarak ve üzerek yardımlarınızı değersizleştirmeyin! İnsanlara gösteriş olsun diye malını harcayan, ama Allah’a ve ahiret gününe inanmayan kişi gibi davranmayın! Onun durumu, üzerinde toprak olan kayaya benzer. Şiddetli bir yağmur yağar ve orayı çıplak bırakır. Böyleleri çalışmalarından bekledikleri sonucu alamazlar. Allah, âyetleri görmezlikten gelen bir topluluğu yola getirmez. (Bakara/264)

Allah’ın rızasını kazanmak ve kendilerini sağlama almak için mallarını harcayanlar, yüksekçe yere kurulu olup bol yağmur alan ve iki kat ürün veren bir bahçenin sahibi gibidirler. Yağmur yağmasa bile bir çisenti olur. Yaptığınız her şeyi gören Allah’tır. (Bakara/265)

(Bir kişi düşünün:) İçinden arklar akan, her üründen veren, hurması ve üzümü olan bir bahçesi var, ama ihtiyarlık gelip çatmış, evladı da korunmaya muhtaç halde. Ateşli bir kasırga vurmuş, bahçeyi yakıp kavurmuş. Onun yerinde olmayı hanginiz ister? Allah, âyetlerini size böyle açıklar ki iyice düşünesiniz.[2] (Bakara/266)

Müminler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardığımız şeylerden hayra harcayın! Gözünüzü kapamadan almayacağınız kötü şeylerden vermeye kalkmayın! Bilin ki Allah zengindir ne yaparsa güzelini yapar. (Bakara/267)

Şeytan sizi yoksul düşmekle korkutur ve çirkin işler yapmanızı ister. Allah ise suçunuzdan arındırma ve ikramda bulunma sözü verir. İmkânları geniş olan ve her şeyi bilen Allah’tır. (Bakara/268)

O, tercihini doğru yapana hikmeti[3]verir. Kime hikmet verilirse, ona çokça iyilik yapılmış olur. Bu bilgiyi sağlam duruşlu (ulü’l-elbâb)[4]olanlardan başkası elde edemez. (Bakara/269)

Ne tür bir harcama yapsanız ne gibi bir adakta bulunsanız, onu Allah bilir. Yanlış yapanların yardımcıları olmaz. (Bakara/270)

Zekâtları/sadakaları[5]açıkça verirseniz pek güzel olur! Ama fakirlere verirken gizlemeniz,[6]sizin için daha iyidir; bir kısım günahlarınızı örter. Yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilen Allah’tır. (Bakara/271)

Her kim ahiret kazancını isterse, biz onun kazancını artırırız, her kim de dünya kazancını isterse ona da ondan veririz, ama onun ahirette hiçbir nasibi yoktur. (Şura/20)

Bize her konuda örnek olan Nebi/Resulumuz, dünyadan yüz çevirmenin anlamını şöyle açıklıyor: "Dünyadan yüz çevirmek, ne helal şeyleri haram etmektir, ne de malı zayi etmektir. Dünyaya rağbet göstermemek, elinde olan nimete, Allah’ın elinde olan nimetlerden daha fazla güvenmemen ve başına bir musibet geldiğinde o musibete gösterdiğin rağbet, o musibetin gelmemiş olmasına gösterdiğin rağbetten fazla olmasıdır." İstediğini elde etmek için dua yetmez, çalışmak da gerekir.[7]

"Elinizden geldikçe kendinizi dünya işlerine fazla kaptırmayın. İbadet için kendinize vakit ayırın. Zira kimin amacı sırf dünya olursa, Allah işlerini dağıtır. Fakirliği devamlı aklına getirir. Kiminde amacı ahiret ise Allah işlerini toparlar, huzurunu artırır. Zenginliği kalbine yerleştirir. Hakkında hayırlı olan her şeyi hızla ona yaklaştırır." [8]

İnsanların çoğunluğu ahiretin varlığına inandıkları halde hayatlarının temelini dünya üzerine kurmuşlardır. Dolayısıyla tüm idealleri, istekleri, sadece dünyaya yöneliktir. Bilinçli ya da bilinçsiz tüm değer yargıları dünyaya göre belirlenmiştir. Buna bağlı olarak mutlu oldukları, sevinç duydukları şeylerde sadece dünya menfaatleridir. Dünyaya olan bu bağlılıkları nedeniyle, burada ki yaşamı hiç son bulmayacakmış gibi yaşamak isterler.

Değer yargılarımızı belirlerken her an ölebileceğimizi ve hayatımızın hesabını Allah’a vereceğimizi unutmayalım. Öldükten sonra bu dünyadaki hayatımıza tekrar geri dönmeyeceğimizi aklımızdan çıkarmamalıyız. Bu anlamda değer yargılarına yüklediğimiz anlamlar hayattaki amacımızı belirler. Varoluşumuza yüklediğimiz anlamlar vahiyle dengelenmezse, geçici menfaatler uğruna savrulup gideriz.

… İnsanlardan kimi der ki: “Rabbimiz! Bize ne vereceksen, bu dünyada ver!” Onun ahirette alacağı bir şey olmaz.(Bakara/200)

Kimileri de şöyle der: “Rabbimiz! Bize bu dünyada güzellik ver, ahirette de güzellik ver. Bizi o ateşin azabından koru!”(Bakara/201)

Bunlardan her birine kazandıklarından bir pay vardır.[9]Allah hesabı çabuk görür.(Bakara/202)

 

Mürüvvet Çalışkan

__________________________________________________ 

[1] Nafak, tünel; infak da bir şeyi tünelden geçirmek gibidir. İnfakın Türkçe karşılığı harcamadır. Damarları tünele benzetirsek infak; kanın, gıda ve oksijeni hücrelere, hücrelerin ürettiklerini ilgili yerlere taşımasına benzer. Saklanan malın ve paranın kimseye faydası olmaz, ihtiyaçlılara ulaşması gerekir. Bu yüzden Kur’ân, daima infakı emreder. Allah rızası için infak, doğrudan ihtiyaçlıya ulaştığı için derhal tüketilir ve yeni üretimin kapısını açar. Ticaret de üretilen mal ve hizmetin, ihtiyaçlılara ulaşmasını sağladığı için bir çeşit infaktır. Mal, uzun süre saklanamaz ama para saklanabilir Allah Teâlâ, parayı kasalara koyup dolaşımına engel olanları ağır bir şekilde tehdit etmiştir. (Bkz. Tevbe 9/34-35)

[2] Zengin de bir gün yardıma muhtaç hale gelebilir. Dolayısıyla darda olana yardım, kendine yardımdır.

[3] Hikmet, doğru hüküm demektir. Allah her nebîye kitap ve hikmet vermiştir (Âl-i İmrân 3/81). Hikmet, Allah’ın indirdiği ve yarattığı âyetlerden çıkarılan doğru hükümler ve o hükümleri çıkarma yöntemidir.

[4] “Sözü dinleyip en güzeline uyanlar, Allah’ın doğru yolda saydığı kişilerdir. İşte ulü’l-elbâb onlardır.” (Zümer 39/18)

[5] Elif lamlı olan es-sadakât kelimesine zekât anlamı verilmiştir (Bkz. Tevbe 9/60)

[6] İkinci cümle birincisine hal yapılmıştır.

[7] İbni Mace

[8] İbni Mace, Taberani, Beyhaki

[9] İstediğini elde etmek için dua yetmez, çalışmak da gerekir.




YAZARIN DİĞER YAZILARI
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.