Babasının Münafığı

Nizamettin  Baraçkılıç
7.4.2016

Küçüğüm. Gecenin bir yarısında uyandırdı babam. 

Acil bir şey var herhalde!  Dedim kendi kendime.

Küçük kardeşimin doğumunda yine bu şekilde kaldırmıştı beni. Saati falan sorar diye düşünürken

- Kalk ve namaz kıl!  dedi.

Değil namazdan çocuk olmaktan bile sorumlu olamayacak kadar küçüğüm.

Ama babam bir yerden duymuş:   

Yedi yaşına geldiklerinizde çocuklarınıza namazı emredin”.

Eee ne var bunda? Diyebilirsiniz.

Bunda bir sorun yok. Dinini öğretmek isteyen her sorumlu baba gibi, benim babamda görevini yapmış!

Lakin rivayetin devamı pek lehime olmadı.

“ On yaşına geldiklerinde gerekirse dövün ve yataklarını birbirinden ayırın.”

(Sünen-i Ebu Davûd, Salât (1/334, Hadis No: 495)

Çocuk inadı,  güçsüzlük,  ne derseniz deyin namaz kılmadığım zamanlarda babam rivayetin ikinci kısmını uygulayıp durdu.

Kendisi Ümmi. Hocadan, babadan ne gördü ise o kadar biliyor. Maksadı Allah rızası ama Allah’ın böyle bir şey yapılmasına razı olmadığını öğrenene kadar ,

Yanaklarımın al al olmasından,

Kalbimin kırılmasından,

Zorla namaz kıldırılmaktan kurtulamadım…

Şimdilerde bu durumlara şükrederim.

Yukarıda zikredilen rivayetten daha fazlası da var çünkü

“Tembellik sebebiyle namazım kılmayan kişi fasık olup, böyle bir kişi haps edilir ve Namazı kılıp tevbe edinceye kadar vücudundan kan akacak şekilde dövülür. Ya tevbe edip namazını kılar yahut hapishanede ölür.”

(ed-Durru'l-Muhtâr, I, 326, Merakil-Felah, 60)

Daha da fazlası

Bir vakit de olsa, özürsüz olarak Namazı Terk eden kimse mürtet de olduğu gibi, üç gün tövbeye çağrılır, (Şafiîlerle Cumhura göre, tövbeye çağırmak burada menduptur fakat mürtedi tövbeye çağırmak vaciptir. Çünkü mürtetliğin cezası cehennem ateşinde ebedî olarak kalmaktır. Dolayısıyla mürtedi önce cehennem ateşinden kurtarmak vacibtir. Fakat tembellikten ötürü Namazı kılmamak böyle değildir. Böyle bir kimse kâfir olmaz.) tevbe etmezse öldürülür.

Ve daha daha fazlası:

Malikî ve Şafiîlere göre, ceza olarak (hadden) öldürülür, kâfir olduğu için öldürülmez. Yani bu kişinin kâfir olduğu ile hüküm verilmez. Ancak zina, iftira, hırsızlık ve benzeri suçlardan dolayı cezalandırıldığı gibi ceza olarak öldürülür. Böyle bir kimse öldürüldükten sonra yıkanıp cenaze Namazı kılınır. Müslümanların kabristanına defnedilir.

(el-Kavânînu'l-Fıkkıyye, 42; Bidâyetu'l-Muctehid, I, 87; eş-Şerhu's-Sağîr, I, 238; Muğni'l-Muhtâc I, 327 vd.; el-Muhezzeb, I, 51; Keşşâful-Kınâ', I, 263; el-Muğni, II, 442)

Babam bu rivayetleri duymadığı için Allah’a şükrederim.Yâ da şeriat adı altında hüküm süren ama bütün hükümlerini mezheplere göre uygulayan, Sunni’liği Din haline getirmiş  Işıd’ın elindeki bir kasaba da yaşamadığım için de şükrederim…

Bu olasılıklarda babamın katil benim de maktul olmamız söz konusu olabilirdi.

11,  13, 15, 18 yaşıma,  tâki gücüm gücüne denk olup karşı çıkana kadar devam etti bu durum.

İlk isyan bayrağını açtığım zamanı hatırlıyorum “ Senin için mi namaz kılıyorum!” diyebilmiştim.

Dinden bîhaber değildim ama bir ibadeti Allah rızası için değil de babamın ısrarlarından dolayı yapmak zoruma gidiyordu.

Bu tavrından dolayı namazdan ve dinden soğuduğumu bilirim.

Zaten kaza namazı vardı (geleneğe göre) Yaşlanınca veya evlenip kendi evime yerleşince baba baskısı ile değil Allah rızası ile kılacağım zamanları düşünerek geçirmişliğim vardır.

Bunları anlatıyorum çünkü benim durumumdaki binlerce çocuk ailesinden gördüğü baskı ile din öğreniyor  veya kapanıyor.

La ikrahe fid din “Dinde zorlamanın hiçbir türlüsü yoktur” (Bakara 2/256) ayeti çekirdek ailelerimizde uygulanabilir bir sistem olamadı henüz.

Kapanmayan kızını dövmek, onları zorla istemedikleri kurslara yollamak. İsyan eden ve Din’den uzaklaşan bir nesil yetişmesine sebep olur.

İbadetlerimizi Allah rızası için değil de onların zorlamaları ile yaptığımız için “babalarımızın Münafıkları” olur çıkarız.

Allah’ın rızası nezakette:

Senin onlara nazik davranman, sadece Allah’ın sana olan ikramı sebebiyledir. Kaba ve katı yürekli olsaydın yanından dağılıp giderlerdi. Öyleyse kusurlarına bakma, onların bağışlanmalarını iste. Yapacağın işler konusunda görüşlerini al. Bir de karar verdin mi, yalnız Allah’ı kendine vekil et. Allah kendini vekil edinenleri sever. (Al-i İmran 3/159)

Allah’ın rızası Tebliğde:

"Elçilere apaçık tebliğden başka ne düşer?" (Nahl 16/35) 

"Ey Elçi (Resul) ! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, bunu yapmazsan onun resullüğünü yapmamış olursun." (Maide 5/67)

Allah’ın zorbalıkta rızası yoktur:

“Sen üstlerinde bir zorba değilsin; tehdidimden korkanları Kur’an ile bilgilendir. (Kaf 50/45)

Selam ve dua ile…

Nizamettin Baraçkılıç

 

 

 

 

 




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.