Bugün Kadınlar Günüyse Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun!

Asiye Türkan
8.3.2018

Yarınını değiştirmeyecek bir gün, bu günü kutlu hale getirmez.

Bu tespit, matematikte iki noktadan tek doğrunun geçmesi gibidir.

“Saçı uzun aklı kısa olarak” nitelenen, “kadın-erkek eşittir” düşüncesi ile aynı şartlar altında çalıştırılarak daha çok ezilen kadına verilen hakkı her sene olduğu gibi bu sene de kutlayacağız.

Bu hakkı dünya tam 8 Mart 1857 yılından beri kutluyor. Fabrikada haklarını aramak istemek üzere direnen tekstil işçilerinin mücadelesine bizlerde destek veriyoruz.

Kadınlar gününüz kutlu olsun!

Her sene kadınlar gününde olduğu gibi bu sene de kadınları konuşup toplumsal cinsiyet adaleti olsun diye kongreler düzenleyecek, kadın üzerine birçok manzumeler okuyacağız.

Yine erkeklere göndermeler yapıp kadının mutlu olmadığını söyleyecek, söz ve yetki sahiplerinden “haklar gözetilsin kadının yaşam şartları düzeltilsin” diye adalet isteyeceğiz.

Kadın edebiyatı yapıp bu sayfayı gelecek sene aynı zamanda açmak için kapayacak, seneye yine aynı zamanlar tekrar açacağız.

Bu arada kadın yine dövülecek, hakkı elinden alınacak, “sesimi duyan yok mu?” diye feryat edecek, sesi duyulmayacak, ikinci sınıf vatandaş olarak safta yerini alacak.

Haklar alınması için batıdan kanunlar transfer edilecek, düzeltmeler yapacağı yere kadını daha fazla ezip mağdur bırakacak, çocuklarının babasını, erkeğini de gazaba getirecek. Kadınlar yine dövülecek, sıkıntılar yine üst safhada olacak, yaralar daha da derinleşecek…

Bir taraftan da yaralara tuz basar mahiyetinde söylemlerle bütün erkeklerin dikkatini çeken makaleler olmuyor değil elbette.

Haklı gözlemlerine sınırları aşarak söylenen söylemler eklenmesi hiç de hoş değil. Sinirleri üstte olan, kendine göre küçük sebeplerle evden uzaklaştırılan, yaşanan olumsuzluklara fatura kesecek birilerini arayan, mütemadiyen ayağı gazda olan beylere göndermeler yapılması da diğer bir facia...

Bu söylemlere ayetten delil getirilmesi de durumu vahimleştirici, erkeği kadınına düşman edici. Sema Maraşlı hanım; “Erkekler modern dünyanın aşağılanan, horlanan köleleri haline geldiler. Kadınlar ise tapınılacak varlıklar. Bunu da “Onu bırakıp ancak dişilere tapıyorlar.” (Nisa 117) diyerek tabir caiz ise ateşe körükle gitmiştir.

Öncelikle herkes şunu çok iyi bilmelidir. Kadın; annedir, teyzedir, haladır, abladır, kardeş, arkadaş, can yoldaşı, eştir ve evlattır. Gözünü kötülüklerden koruyan, sığınılan liman, dert ortağı olan, hayatı paylaşan, sukûna erdirendir.

Kadını mahsun-üzülen-kırılan-mazlum olan, dövülen, hakkı alınan, kendini köle gibi düşünüp kadınlığını hissetmeyen, aşağılanan, horlanan ne toplumun ne de ailenin huzuru yoktur.

Hayatın yaşam kaynağı toprak insanlık için ne ise erkek için de kadın odur. Bir verirsin bin alırsın. Vermeyince toprak mahsul vermez. Ne verilirse fazlasıyla gelir.

Toprağın suya, güneşe, havaya ihtiyacı vardır. Bazen güneş, bazen hava, bazen de su olan beylere eşleri çok fazla ürünler yani mutluluk sebebi olacak şeyler verecektir.

Bakımı yapılmayan, ayrık otlarından ve taşlardan temizlenmeyen, sulanmayan topraktan mahsul beklemek hangi aklın ürünüdür?

Kadını mutlu olmayan devlet de aile de kaybetmeye mahkûmdur.

İnsan hayata algıları ile bakar. Erkek rasyonel olup genellikle mantığı ile hareket eder. Olaylara bütüncül bakar. Lakin kadın çoğunlukla algılarını duyguları üzerinde oluşturur. Parçacı bakış açısına sahip olması, detaylara dikkat etmesinden, hassas ve duygusal olmasındadır.

Kadın; duygularına hitap edemeyen herkesi ve her olayı potansiyel suçlu olarak görebilir. Duygularına hitap eden herkesi de baş tacı yapar. Onu mutlu etmek için kendinden ödün bile verir.

Çoğunlukla duyguları ile hareket eder ve bu duygularının esiri olur. Bana gelen bütün ailelerde genellikle bayanların ortak söylemleri şu şekildedir:

“Anlaşılmıyorum, önemsenmiyorum, dinlenmiyorum, kendimi kullanılmış işi bitince köşeye atılmış mendil gibi hissediyorum. Duygularıma hiç değer verilmiyor. Kendimi yalnız hissediyorum…”

Kadını erkekten ayırmak en büyük cinayettir. Kadın ve erkek etle kemik gibidir. Dinde kardeş, zorluklarda destek, dünyada eşit, ailede eş olan, bedenine ayrı kıyafetler giyen iki ayrı insandır. Seçimini de kendisi yapmamıştır.

Parçacı bakışın ne erkeği ne de kadını mutlu etme imkânı yoktur. Meseleye insan gözü ile bakılmadıkça böylesi edebiyatlar çok yapılacak, yarası olan herkes de her zaman gocunacaktır.

Tarih ilk defa kadınlar adına anlamlı bir direnişine bugün şahit olmaktadır.

Suriye’deki ve dünyadaki hapislerde kalan kardeşlerimizin çilesine “dur” demek için yola çıkan “VİCDAN KONVOYU”dur.

İkinci şansı olmayan dünyanın misafirleri olan erkek ve kadınlar ölmek üzere olan vicdanlarımıza seslenmeli, birbirimize yaşanılır bir dünya armağan etmeliyiz. Hayata kazanma endeksli bakmalı, hata yapmamalıyız.

İki dünya saadetine inananlar olarak her zaman iyiliklerin arkasında olmalı ve alemlerin sahibine kulak vermeliyiz. Sözlerin en güzelini söyleyen Hak Teala şu şekilde olayı özetlemiştir:

"Erkek ve kadın, mü'min olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve mükafatlarını, elbette yaptıklarının en güzeliyle veririz." (Nahl 16/97)

 

Asiye Türkan

 




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.