HİCRİ YILBAŞI (1439)

Orhan Arslan
21.9.2017

Bu gece (20-21 Eylül 2017), Hicri 01 Muharrem 1439 yılına gireceğiz inşallah.

TAKVİM

Takvim; güneş ve ayın hareketlerinden alınan bilgilerle, zamanı yıl, ay, hafta, güne ayırarak zaman hesabı yapmaya yarayan cetvel sistemidir.

GÜNEŞ YILI-AY YILI

Dünyanın güneş etrafında dönüş süresini (365 gün, 5 saat, 48 dk. 46 saniye) esas alan takvimlere Şemsi Takvim, ayın dünya etrafındaki dönüşünü dikkate alan takvimlere ( 354 gün) Kameri Takvim denir

Kameri yılın güneş yılından 11 gün 6 saat eksik çekmesi, ayların her sene 11 gün evvel gelmesine yol açmıştır.

Takvimin başlangıcı olarak her millet kendi milli tarih, gelenek ve dinlerine göre bir olayı seçmişlerdir. İbrani Takvimi milattan 3760 yıl 3 ay önce olduğu var sayılan yaratılış gününü, Hristiyanlar Hz. İsa’nın doğum gününü, Müslümanlar da Peygamberimiz Hz. Muhammed’in Hicretini (622) takvimlerine başlangıç olarak seçmişlerdir

Hristiyanların takvimi, MS 1582 yılında papa XII. Gregorius tarafından tertiplenen toplantıda kabul edilmiştir. Takvime de, papanın ismine izafeten “Gregorian Takvimi” denilmiştir.

Gregorian takvimi Fransa’da 1582’de, İngiltere’de 1752’de, Rusya’da 1918’de, Yunanistan’da 1923’de, biz de 1917’de “Takvim-i Garbi” ismiyle yürürlüğe girmiş, daha sonra 26 Aralık 1925’de, 1342 Ocak ayının ilk günü 1 Ocak 1926 sayılarak Resmi Takvim olarak kullanılmıştır.

Hicri Kameri takvime İslam Takvimi de denir. Başlangıcı Muharrem ayına denk getirilmiş, 16 Temmuz 622 yılı sıfır kabul edilmiş, gerçekte bu gün Hicret gününden 2 ay 10 gün öncesine tekabül eder.

Hicretin 17. Yılında Hz. Ömer tarafından uygulamaya koyulmuştur.

Hicri Kameri Takvim ayın evrelerine göre değişir. Ortalama bir ay 29,5 gündür. Alternatifli olarak aylar 29 ve 30 gün şeklinde dağıtılmıştır.

Yıl müddeti 354 gün olduğundan, Şemsi Takvimden 11 gün önce gelir ve aylar mevsimler içinde seyrederek 33 yıl sonra bir yıllık dönüşünü tamamlar.

Kameri Aylar: Muharrem, Sefer, Rebiyülevvel, Rebiyülahır, Cemaziyülevvel, Cemaziyülahır, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade, Zilhicce.

Aylar gökteki hilalin görülmesiyle başlar.

Günlük ibadetlerimizi güneşe göre, yıllık ibadetlerimizi aya göre yaparız.

AY’IN HAYATIMIZDAKİ YERİ VE ÖNEMİ

Kuran, “Ayı zamanı ölçme birimi olarak koydum (Enam 6/96, Yunus 19/5).” der.

Ay, hayatımızın bir parçasıdır: Orucumuzu Ramazanda, haccımızı Zilhiccede gibi. Bayanların hayız, nifaz, iddetle alakalı konuları da aya göre planlanır. 

Hicrette Allah resulü “Taleal Bedrü Aleyna” (Üzerimize Ay Doğdu) ilahisiyle karşılandı (güneş doğdu değil).

Ay Resulullah’a benzer: Ay ışığını güneşten, Allah Resulü Allah’tan alır

Güneşe bakarsak kör oluruz, aya istediğin kadar bak…

Ay takvimi, Allah Resulünün ifadesiyle cennetliklerin yaşını veren bir çevirime sahiptir; 23 yaş bedeni olgunluk, 33 yaş ruhî olgunluk, 40 yaş akıl olgunluğu. Efendimize Peygamberlik 40 yaşında gelmişti. 

AY TAKVİMİ İLE GÜNEŞ TAKVİMİ ÇEVİRİM FARKI

Güneş takviminin çevrimi 365 gün, ay takviminin çevrimi 33 yıldır. 33 yıl… Bu çevrim boşuna değildir; hayatı kısa değil, uzun düşünmemiz isteniyor.

Neden ay takvimi dururken, gündelik yaşayan toplumlar, çevrimi daha kısa olan güneş takvimini tercih ederler? Her şeyi çabuk, acele, hemen, yarını düşünmeden yapmak için.

Ay takvimi iki dünyalıların takvimidir, güneş tek dünyalıların takvimidir.

Ay takvimine sırt dönenler, kısa vadeli yaşamanın hazzını, uzun vadeli yaşamanın hayrına mı tercih ettiler. 33 yılı kim bekleyecek?

Kuşakları birleştirecek, deneyimleriyle toplumu geliştirecek, elele olacak, hayatı kompartımanlara bölmeyecek, alabalık çiftliği gibi havuzlara ayırmayacak bir zaman süresidir 33 yıl.

TAKLİTÇİ OLDUK

Önceleri bizim kendi takvimlerimiz vardı; hem Rumi, hem de Hicri takvimi kullanan bir toplumduk. Özgüvenli bir toplumduk.

Batıyı taklit ettik, maymundan beter taklitçi olduk.

Mağluplar galipleri taklit eder. Taklit etmek, mağlup olduğunu kabul etmektir. Mağlubiyet, mağlup olmak demek değildir; galipleri kendine efendi seçmektir.

Stockholm sendromu bu: Galibe (veya hayduda) gizliden hayranlık beslemektir.

Irzına geçen zorbaya âşık olan aptal kız rolüdür bu.

Kölesine tapan, ahmak efendi…

TAKVİM SÜREKLİLİĞİ TEMSİL EDER

Takvim değişikliği de kopuşu… Biz zamandan koptuk, kökümüzden, değerlerimizden koptuk.

Takvim pek çok ülkede inanç sisteminin de bir parçası olarak kullanılır. Japonya, Çin ve Yahudiler 5000 yıllık takvimini kullanırlar.

Benim bir tarihim var, geçmişim var, günü oraya bağlıyorum.

Takvim insanı ait olduğu dünyaya bağlar. Bana ait bir zaman tasavvurum var, kendi zamanımı başlattığım yer burası. Tüm çağlara damga vurduğum bir tarihtir bu.

Bugün, 01 Muharrem 1439 dediğim zaman bir sürü anlam çağrıştırıyor: Rebiyülevvelde Efendimizin doğumuna şahidim, vahyin gelişi, vahyin insanlığın en büyük nimeti oluşu, hicreti, her şeyi…

Ben evrensel insan oluyorum, çağlar ötesine taşınıyorum.

Benimle Allah Resulü arsında, vahiy arasında bir irtibat kuruluyor. Anlam kazanıyorum, amaç kazanıyorum.

Zıpçıktı değilim diyorum. Benim bir köküm var diyorum. İstanbul’un fethi diyorum, “İlay-ı Kelimetullah” diyorum.

Ait olduğum dünyayı söylemiş oluyorum.

Onun için 21 Eylül 2017 ile 01 Muharrem 1439 aynı değil…

BENİM İDDİAM YOK MU?

Bu zaman benim zamanım mı? Zamandan kopan hayattan kopar. Ya da iddialarından da kopar.

Benim bir iddiam var. Ben yeryüzü halifesiyim. Benim insanca yaşamak ve yaşatmak gibi görevim var. Allah resulünden miras aldım ben bunu. Vahyi oku, anla, yaşa ve anlat. Sünnet bu…

TAKVİMİ NİÇİN DEĞİŞTİRDİK?

Gelen ne takvimi, ne yılı? Gregorian takvimi; bir papanın adını taşıyan takvim.

Niçin aldınız? Dünya ile irtibatımızı kopartmamak için deniliyor.

Japonya, Çin, İsrail hiç geri kalmadı, dünya ile de irtibatları kopmadı.

Kendinizden vazgeçerek mi dünya ile irtibat kurulur? Kendinizden vazgeçtikten sonra dünya ile irtibatı kursanız ne olacak?

Biz kişilik sahibi olmazsak, bizi batı da, doğu da kâle almaz.

Maalesef fiili işgale uğramadık biz, fikri işgale uğradık.

Kendi öz benliğimize kavuşmamız dileğiyle yeni yılımız kutlu olsun… 1439 yılı bütün insanlığa hayırlar bereketler getirsin inşallah.  

 

Orhan Arslan

 

 




YAZARIN DİĞER YAZILARI
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.