İsmailağa cemaati Diyanete Muhalif mi?

Nizamettin  Baraçkılıç
23.4.2016

Dün, Diyanetin, hutbede evrensellik vurgusuna atfedeceği haberi sosyal ağlar üzerinden her kesime ulaştırılmıştı.

Hutbe, yapı itibarı ile İslam âlemini sürekli bir ateş çukurunun etrafına sürükleyen ve birbirlerinin boğazına sarılıp düşman gibi muamele etmesinin yapı taşlarından olan mezhepçiliğe vurgu yapıyordu.

Her yolun bir sapağı çıkabileceği düşüncesi ile bu sapağın merkezinde olduğunu düşündüğüm İsmailağa cemaatinin merkezi konumunda görülen İsmail ağa camii’ne gidip hutbeyi dinlemek istedim. Öyle ya Mezhepçilik konusunu kur’an merkezli düşünmeyen gruplar ya bu hutbeyi bunu görmezden gelecek ve savaş açacaklar yada önümüze yeni ufuklar açacak bu birleşme hareketine (ümmetçilik) kendileri de katılacaklardı.

Kur’an’ı kerimde defalarca; ayrışmaların her türlüsü kınanmış, tek kaynak ve tek ümmet vurgusu yapılır.

Allah'ın ipine hep beraber sıkı sarılın; Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın üzerinizde olan nimetini aklınızdan çıkarmayın.  Bir zamanlar birbirinize düşmandınız;  Allah kalplerinizi birbirine ısındırdı da onun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarındaydınız, oradan sizi o kurtardı.  Allah, âyetlerini işte böyle açıklar ki hedefe ulaşabilesiniz. (Al-i İmran, 3/103) vb.                                                                                                                                                            

Ayrışmaya karşı savaş açmak her Müslümanın ulvi görevlerinden birisidir. Ben ayrışmaya karşıyım cümlesini “ Benim ehl-i sünnetim- Benim ehl-i Şiam diye doldurmaya çalışmak tevilcilikten başka bir kazanım getirmez, getirmedi de.

İsmailağa cemaatini uzun yıllardan beri tanırım. R.Tayyip Erdoğan ilk merkezci/ümmetçi konuşmasını yapıp “Ben Sünni yada şia değilim. Ben sadece Müslümanım” dediğinde bir iki küçük ses gelmişti.

Cüppeli Ahmet’te bu seslerden biri olmuştu.

İsim vermeden ekmek üstü kaymak gibi konuyu dillendirmiş ama üstelememişti.

 Daha sonra 2015 ‘te DİB Başkanı Mehmet Görmez  “Kur’an’da Sünnilik ve Şialık yoktur[1] dediğinde Cüppeli Ahmet “ Bir Diyanet reisi nasıl böyle şey söyler”  deyip memnuniyetsizliğini dile getirmişti.[2]

İsmailağa cemaatinin başka bir kolu olan Marifet derneği ise Ali eren’in kaleminden Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğanın geçmişten günümüze kadar değişimini baz almadan kendisini yadırgamış “Perşembenin Gelişi Çarşambadan bellidir”   başlığı altında kaynak vererek geçmiş sözleri ile alakalı yazı yayınlamıştı.[3]

Ben İzleminlerimden devam etmek istiyorum.

Çarşamba’ya gittiğimde “Ümmetin renkleri” adı altında yapılan bir organizasyonun reklamları ile karşılaştım.

Organizasyonu size tarif etmem gerekirse: Türkçe olimpiyatlarının içerisinden şarkıları ve yarım elbiseli çocukları çıkarıp yerine sarıklı şalvarlı çocukları getirin . Türkçe olimpiyatlarının alternatifi sayılabilecek bir organizasyonun afişleri ile donatılmıştı her yer.  Dev ekrandan organizasyonun tanıtımı yapılıyordu. Camiye girerken korumalar ve cami içi görevliler selam ve muhabbetle karşıladılar.

Daha sonra vaazı dinledim. Hoca Kur’an’dan belli kıssaları okuyarak insanlara nasihatler verdi. Hatta Bir ara birisine kızan hoca saygı hitabetini hatırlatman için “Allah’ın, Muhammed (a.s)’a salavat getirdiği gibi sende ona salavat getireceksin” diye uyarılarını da duydum. Bu ayrıntıları yazıyorum ki orada cemaatte bulunduğum anlaşılsın.

Hoca, Lokman (a.s) ile oğlunu arasında geçen konuşmaları okurken ezanın okunması ile beraber konuyu yarım bıraktı.

Ara ezan okunup Mihraba geçildiğinde ise hutbenin yazılı olduğu A4 kağıdını elindeki yeşil kitabın arkasına koydu. Hutbe süresince kâğıda hepitopu 2 kere baktı. Mevcut hutbe yerine Mihrap’taki konuyu “Lokman a.s ve oğlu arasında geçen diyaloğu” devam ettirmeyi tercih etti. Mezhepçilik ile alakalı kısımların hiçbiri okunmadı.

Merak edenler için ilgili bölüm şöyledir.

Kardeşlerim! Bugün İslam coğrafyasını üç büyük fitne ateşi sarmış vaziyettedir. Birincisi, mezhepçilik fitnesidir. Mezhebe, meşrebe mensubiyeti, İslam’a, Muhammed Mustafa’ya mensubiyetin önüne geçirmek, Müslümanlar için en büyük fitnedir. Kendisi gibi düşünmeyenleri tekfir ederek ümmetten saymama gafleti içerisinde olmak, Müslümanları kuşatan en büyük tehlikedir…[4]

Ben,  bu tavırların ve bu neticenin çıkmasını bekliyordum. Bölünmenin büyük parçaları Mezhepler, küçük parçaları ise tarikatlar ve cemaatlerdir. “Büyük parça birleştiği andan itibaren küçük çatlaklar ortadan kaybolacaktır”  korkusu kendilerinisarmış olabilir. Ellerindeki mevcut gücün tükenmesinden ve diğer etkenlerden dolayı “doğruya muhalefet etme ihtimalleri” doğru çıkmış oldu.

Şimdi önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak yeni sorular şunlar:

1-      Bu gibi bölünmelerden kendilerine pay çıkaran gruplar bu birleşmeye karşı direnecekler mi?

2-      Diyanet bu birleştirici ve ümmetçi tavrını koruyacak mı?

3-      Tarikatler, “ 72 fırka vardır en doğru bizim fırkadır. Gelin bizde birleşin” konusunda ısrar edip  tekfir veya tevil yollarına girişecekler mi.?

4-      İsmail ağa camii Diyanetten bağımsız mı? Hutbelerini okumayan Bu cami için bir önlem alacak mı? 

Sözlerimi Allah’u teala’nın bölünmeye karşı verdiği şu uyarıları ile bitirmek istiyorum:

Birilerine bağlanarak dinlerini bölenlerden olmayın. Her cemaat kendinde olanla övünüp durur. (Rum, 30/32)

Dinlerini bölük bölük edip her biri bir kişinin taraftarı olmuş olanlar var ya, sen hiçbir konuda onlardan olamazsın. Onların işi Allah’a kalmıştır. Daha sonra Allah, onların yaptıklarını kendilerine bildirecektir. (En-am, 6/159) vb. 

Selam ve dua ile…

Nizamettin Baraçkılıç

                                                                                                                                                             

[1] Kaynak: http://www.haber7.com/guncel/haber/1417627-gormez-kuranda-sunnilik-siilik-yok

[2] Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=zwq7xay38yc

[3] https://www.facebook.com/marifetdernegi/posts/851596474894506

[4]http://www2.diyanet.gov.tr/DinHizmetleriGenelMudurlugu/HutbelerListesi/Tevhid%20ve%20Vahdetin%20%C3%96nc%C3%BCs%C3%BC%20M%C3%BCminler.pdf




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.