Kaygı Duruşu

Erdem Uygan
10.11.2015

Ölmüş bir kişinin dünya ile tüm ilişiği kesilmiştir. Henüz hayatta olanların bu kişi ile hiçbir şekilde iletişim kurma imkanları bulunmamaktadır. Peygamberler de dahil, her kim olursa olsun, ölmüş bir kişinin manevi huzuru diye bir şey de yoktur. Bunlar insanların hiçbir delile dayanmayan, kendi uydurdukları iddialarından başka bir şey değildir.

Müslüman oldukları iddiasında bulunanların Allah’tan başkasının huzurunda saygı duruşunda bulunmaları düşünülemez. Allah’ın huzurundaki saygı duruşunun da bir şekli ve düzeni vardır. Namaz her tür saygı tavır ve sözlerini içeren ve sadece Allah’a yapılan saygı duruşudur. Farz olması da böylesi bir saygının başkasına yapılmaması içindir. Çünkü bu tarz davranışlar, saygıda bulunulanı ilah seviyesine getirdiğinizin göstergesidir. Allah’tan başka ilah yoktur.

Bu gerçekler dile getirildiğinde tepki alınması olağandır. Bu tür kemikleşmiş ritüeller bugün Türkiye’de yaşayan en masum müslümanın bile öylesine gözünü boyamıştır ki yaptığının ne kadar kabul edilemez olduğunun farkında bile değildir. Bu yüzden gerçeği söyleyenin kendisi ile dalga geçtiğini, ciddi olamayacağını düşünür. Şu ayetler bunun her zaman böyle olduğunun ve olacağının delilidir:

“Bu Kur’ân indirdiğimiz yüce bilgidir. Şimdi siz bunu itiraf etmiyor musunuz?

Daha önce İbrahim’e ondaki olgunluğu vermiştik. Biz onun konumunu biliyorduk.

Bir gün babasına ve halkına şöyle demişti: “Sizin şu karşılarında saygıyla durduğunuz heykeller nedir?”

Dediler ki, “biz bildik bileli atalarımız onlara kulluk ederler.”

Dedi ki, “siz de sizin atalarınız da gerçekten apaçık bir sapkınlık içindesiniz.”

Dediler ki; “Sen ciddi misin yoksa bizimle eğleniyor musun?”

İbrahim “hayır” dedi. “Sizin Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir, onları yaratan zattır. Ben buna şahitlik ederim.”” (Enbiya Suresi 21/50- 56)

Tepki çekecek veya birileri ciddiye almayacak ya da dışlayacaklar diye gerçeklerin dile getirilmemesi olacak iş değildir. Bu türden tepki ve dışlanmalar tıpkı İbrahim Aleyhisselam’ın yaptığı gibi, bir müslümanın üzerinde duracağı konular olamaz.

Bu ayetleri okuyanların, kendilerini bu ayetlerle uyaranlara bir tepkisi de hiç kuşkusuz “biz kulluk etmiyoruz; sadece saygı gösteriyoruz, bunda ne var ki” olacaktır. Ancak dikkat edilirse ayetlerde İbrahim Aleyhisselam’ın ilk tepki gösterdiği durum da o halkın heykellere kulluğu değil, heykeller karşısında yaptıkları saygı duruşudur. Onlara kulluk edildiği söylemi, bu saygı duruşunu yapanların belirttikleri mazerettir. Allah’tan başkasına kulluk edilmeyeceğini herkes bilir. İbrahim Aleyhisselam’ın muhatapları da bunu biliyorlardı. Ancak bunu bilmek, takınılan tavrın yanlış olmadığı anlamına gelmez:

“İbrahim dedi ki: “Sizin bu putlara tutunmanız sadece aranızda kaynaşmaya vesile olsun diyedir. Kıyamet günü biriniz diğerini görmek istemeyecek her biriniz diğerini dışlayacaktır. Sığınacağınız yer o ateştir. Size yardım eden de olmayacaktır.” (Ankebut Suresi 29/25)

Bugün bizler de “büyüklerimizden böyle gördük” veya “içinde bulunduğumuz toplumla kaynaşmaya vesile olsun” diye benzer tavrı gösterirsek, müslümanlığımız bu ve benzeri birçok ayet tarafından anında çürütülecek bir iddia olmaktan öteye geçemeyecektir.

İmtihanları bitmiş olanların ardından ancak samimi bir kalp ile dua edilir. Zira ölmüş kişilerin de Allah’tan başka yardımcıları yoktur. Allah’tan daha merhametli bir varlık da düşünülemez.

Tüm bunları dile getirdikten sonra, Allah’ın ayetlerini hayata geçirmek yerine uydurulmuş manevi huzurlarda saygı duruşunda bulunan müslümanlara karşı kaygı duruşunda bulunuyorum.

Erdem Uygan




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.