Kürt Referandumu Siyonizm’in altın vuruşu mu?

Hasan Mustafa Arslan
28.9.2017

90’lı yılların ortalarında tanıdığım, Siyonizm hakkında çok geniş müktesebata sahip olan Şaban Kırboz’un arşivinden bir karikatürü hiç unutmuyorum.

Karikatürü şöyle tasvir edebilirim...

Derin uçurumun kenarından aşağı bakan Sam amcanın tam arkasındaki çalıların arasından uzanan bir İsrail tekmesi...

Bu karikatürün anlattığı ile bugün Barzani’nin referandumu arasında nasıl bir ilgi olabilir?

İşin içinde Yahudi krallığını ihya etme fikri olarak bilinen Siyonizm varsa; oyuncular, zemin zaman ve absürt olduğu düşünülen tüm seçenekleri düşünmek gerekir...

Dünya’da paranın egemeni Yahudilerdir. FED üzerinden tüm Merkez Bankalarını (tabii ki tüm bankaları ve para sistemlerini) kontrol edebiliyorlar. Bu sistemin merkez üssü Birleşik Krallıkta olup Dünya jandarmalığını ise ABD gerçekleştiriyor.

Yahudiler de kendilerinin kutsadığı Kudüs’ü, Allah’ın dininin dünyadaki merkezi olarak konumlandırma peşindeler...

Aradıkları Süleyman mabedini tesadüf edip bulsalar ve mabedin kıblesi de Kâbe’yi gösterse nasıl bir ironi olur! Herhalde Yahudiler de Hristiyanlar da Müslümanlar da küçük dillerini yutarlar!..

.......................

Karikatüre dönecek olursak...

Bir elin Ortadoğu’dan dünya savaşı çıkarmak için uğraştığı malum. Öyleyse;

-          Bu savaş nasıl çıkartılır!

-          En büyük zarar Müslümanlara...

-          Kâr ise batı toplumlarına nasıl verdirilir...

Birinci maddenin başını İsrail fütursuzca çekmektedir. İkinci ve üçüncü maddelerin sonuçlarıyla ilgili olaraksa İsrail’den herhangi bir duyarlılık beklemek ahmaklıktır. Çünkü onlar peşinden kopamadıkları inançları gereği tarih sahnesinde ağır bedeller ödediler. Bu bedeller karşısında şimdi yaşananlar ve yaşanacak olanlar onlara göre bir hiçtir.

Dolayısıyla Yahudiler için sahadaki tüm unsurlar birer araçtır.

60’larda Kennedy’nin; ABD’yi dünyanın jandarmalığından paranın da hakimiyetine sahip kılmaya taşıma hedefinin, canına mâlolduğu malum...

Bugünkü ABD başkanının hayatı salt bir menfaat oyunu olarak görmesi, asıl oyun kurucuların da işine geliyor olmalı.

Ortadoğu’da yer alan tüm unsurlar hatta önemli ölçüde Türkiye’de kimi maddi menfaatlerin hesabını yapıyor. Bölgede enerji, para, ticaret gibi unsurlar üzerinden menfaat hesabı yapmayan tek unsur İsrail.

Bu mantıkla bakıldığında İsrail’in Barzani’ye desteği ne tür bir güvenceyi içinde barındırıyor olabilir!

2009’da federatif seçimle işbaşına geldikten sonra, 2013’den buyana gerçekleştirilemeyen seçim sebebiyle aslında meşruiyetini yitirmiş olan dolayısıyla da kaybedecek bir şeyi olmayan Barzani’nin ayaklarının altına, bağımsızlık çıkışı ile hangi sınırsız maddi olanaklar serilmiş olabilir!..

İsrail’e göre Kürtlerin desteklenmesi stratejisi ancak, kendilerine vaat edildiğine inandıkları topraklar için bir tampon oluşturma amacı ile açıklanabilir. Bu durumda İran ve Türkiye tarafından Barzani’ye uygulanacak ambargonun pratik bir değeri olamayabilir. Zira ABD aracılığı ile bırakın domatesi, soğanı, patlıcanı binlerce tır silah dahi elini kolunu sallayarak buraya akabilmektedir.

Diğer taraftan şu da bilinmelidir...

Yahudiler için Bağdat hiçte hatırlanması mutluluk veren güzel anıların olduğu bir yer değildir. Bilakis Bağdat, MÖ 587’de Kudüs’te acımasızca kılıçtan geçirildikten sonra yaşadıkları sürgün yeridir. Yahudilerin unutmak istedikleri, hatta tarihin öcünü almayı hedefledikleri bir beldedir. Nabukatnezar ve Bağdat sürgünü aynı zamanda; Yahudiler için bir zulüm imgesi olmaktan öte, içinde Musa’nın Tanrı’dan aldığına inandıkları levhalar ile Musa ve Harun’a ait eşyaların da bulunduğu “ahit sandığı” nın kaybolmasının da gerekçesidir. Yahudilerin tüm bunlardan Kürtleri ne kadar sorumlu tuttuğu ayrı ve tarihsel bir konudur. Ancak Bağdat ve civarı için Yahudilerin bir hayır umduklarını düşünmek saflık olur.

Yahudilerin tüm bu olanlar üzerine, Bağdat’ı ve civarını petrolüyle beraber ateşe verecek adımları attığı çıkarımını yapmakta kehanet sayılamaz.

......................

ABD’nin bölgeyi binlerce TIR ile silah deposu haline getirdikten sonra, Kürtlerin bağımsızlık hamlesine sözde karşı olmaları ne kadar inandırıcı olabilir!..

Bu durumun Ortadoğu’nun asli oyuncuları tarafından değerlendirilmiyor olması düşünülemez. Ancak her ne olursa olsun bölgeye sokulan bağımsızlık referandumu fitnesi ve binlerce TIR silah gerçeği, taşları yerinden oynatmıştır.

2019 yılında Türkiye’de yapılacak seçimlerde de tüm dış güçler ve ayrılıkçılar, bölge halkından bağımsızlığı oylamasını isteyecektir. Bunun Türkiye için ne kadar hassas bir konu olduğunu en iyi bilenler ise şüphesiz bu planı bölgede ilmek ilmek kurgulayanlardır.

Tüm bu hamleler büyük bir çatışmanın zeminini hazırlamaya yöneliktir ve amaca oldukça yaklaşılmıştır.

Gelecekte savaşı veya barışı tercih etmek bölgedeki güçlü oyuncuların tutumuyla netleşecektir. İsrail, sıcak çatışmaya dönüşmesi olası bu savaşta ABD’yi de ateşin tam ortasına getirip koymuştur. Çünkü Irak, İran ve Türkiye’nin Kürtlere karşı ortak adımı ABD’yi bölgeden uzaklaştırmayı zorunlu kılmaktadır.

Tüm bunlar; ABD Başkanlık seçimlerinden itibaren Trump’ın tepesinde dolandırılan Demoklesin kılıcının, Trump’ı ABD çıkarları ile İsrail projesi arasında bir tercihe zorlamak için olduğunu düşündürtmektedir...

Günün sonunda ABD bölgede; Türkiye’yi ve İran’ı topun ağzına koymayı içten içe planlıyor olsa da Rusya, Çin ve Fransa’yı da karşısına almayı göze alabilecek midir? Hatta İngiltere’nin de bu cepheye katılması söz konusu olabilir mi?

Tüm bu muammanın düğümü Türkiye’nin gücü, kararlılığı ve dik duruşunu muhafaza etmesine bağlıdır. İçerdeki muhalefetin gayri milli duruşu ve batı seviciliği ise en büyük sıkıntıdır. İşte tam da bu sebeple 15 Temmuz kahramanlığı için Allah’a ne kadar şükredilse ve bu halka ne kadar teşekkür edilse azdır...

 

Hasan Mustafa Arslan

 

 




YAZARIN DİĞER YAZILARI
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.