Muhammed Nebi/Rasulü Putlaştırmayın!

Muazzez Beklen
8.8.2017

İslam alemine baktığınızda çok az insanın Kuran okuduğunu, çoğunluğun dinini Kütüb-i Sitte üzerinden yaşadığını gözlemleyebilirsiniz.

Kuran'dan bildikleri bir kaç ayet vardır. O da kadınların örtünme sınırlarının bildirildiği Nur 31 ve resule itaat ayetleridir. Muhammed nebi/resulü öyle putlaştırırlar ki, hiç bir anına şahit olmadıkları halde, nebiye ait zannettikleri sözde hadisleri adeta Kuran'dan, Muhammed nebi/resulü de Allah'tan öne geçirmiş durumdadırlar. . Örneğin "Biz seni ancak alemlere rahmet olsun diye (risaletle) gönderdik." (Enbiya, 107) ayetine binaen, yalnızca Muhammed rasulün alemlere rahmet olduğunu ve özel olduğunu iddia ederler. Oysa Allah "Rabbinden bir rahmet olarak (öteden beri) hep resuller göndermekteyiz." (Duhan Suresi, 5-6) buyurarak, tüm resulleri alemlere rahmet olarak gönderdiğini bildirir bize.

"Allah Muhammed nebi için habibim dedi", "Allah dünyayı peygamberin yüzü suyu hürmetine yarattım" dedi şeklindeki ifadelerin de aslı astarı yoktur. Böyle bir sözü söylerken insanın durup bir düşünmesi gerekir. "Allah dedi" derken bunu delili nedir? Kim Kuran dışı bir sözün Allah'ın sözü olduğundan emin olabilir ki? İtaat etmeleri gereken resulün "gerçek hadisi" bu kişilere en güzel cevabı veriyor ve resul hadisinde diyor ki; "Rabbim... Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır." (Araf Suresi, 33) Ve Allah'a isnad ettikleri bu sözleri onlara fısıldayanın kimliğini de yine itaat etmeleri gereken resul kendilerine bildiriyor ve diyor ki; "Şeytan size ... Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder." (Bakara Suresi, 169) .

Ramazan ayı geldiğinde Topkapı Sarayında "Hırka-i Şerif, Saçı Şerif" görüşe açılır. Sergilenen hırka ve sakalın Muhammed nebiye ait olduğu zannedilir. Bu sakal ve hırkayı beş saniye görmek için Türkiye'nin dört bir yanında insanlar müzeye gelir ve gözyaşlarına boğulurlar. Şimdi bir gazete haberinden paragraf paylaşacağım: "Ülkemizde Peygamber Efendimize ait emanetlerden en çok Sakal-ı şerif bulunuyor. 1818 adet Sakal-ı şeriften 422'si İstanbul'da, 153'ü Bursa'da, 98'i İzmir'de, 87si Yozgat’ta, 83'ü Balıkesir'de diğer kalan kısmı ise Türkiye'nin farklı illerinde muhafaza ediliyor..." . 1818 adet! Kim bilir kimlerin saçı sakalı... İnsanları şirkten arındırmaya çalışan Nebi, saçını sakalını kesip insanlara saklasın diye vermiş olabilir mi? Bu mümkün mü? Kime ait olduğu belli olmayan saça, sakala, hırkaya bakıp hüzünlenip uyuşmak yerine; Muhammed nebinin tek mucizesi ve en gerçek kutsal emaneti Kuran'a sarılıp uyansak kendisine en güzel sevgi ve saygıyı göstermiş olmaz mıyız? Malesef Türkiye'nin % 97'si Kuran okumamış. Çoğunluk Kuran değil, saç sakal, rivayet Müslümanı. İlla bir şeye hüzünlenmek istiyorsanız, sorumlu olduğunuz Kitabı hala okumadığınıza hüzünlenin. Nebinin en önemli kutsal emanetine ihanet edip rivayete dalmış olmanıza hüzünlenin. Ve elçi dedi ki: "Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kuran'ı terk edilmiş (bir Kitap) olarak bıraktılar." (Furkan Suresi, 30)

Muhammed nebiyi putlaştırmanın bir yolu da kendisini hatasız, mükemmel göstermektir. Elbette mükemmel bir ahlaka sahip, Allah'ın seçilmiş kullarındandır. Ancak Muhammed nebi de hata yapar ve kendisine ne olacağını bilemeyen, bağışlanma dilemeye muhtaç olan bir kuldur sadece. Kendisini hatasız gösterme gayreti, onu ilahlaştırmaktan başka bir şey değildir. Kusursuz olan yalnız Allah'tır.

Bil ki Allah'tan başka ilah yoktur. (Sen) Hem kendi günahın için hem Mü'min erkek ve Mü'min kadınların günahları için bağışlanma dile.... (Muhammed Suresi, 19)

De ki; Ben Resullerin ilki değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemem. Ben yalnızca bana vahyedilene uyarım. Ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim. (Ahkaf Suresi, 9) . Abese suresinin 1-10. ayetleri arasında, Muhammed nebinin kendisine gelen imana açık olan körle değil de, kendini müstağni gören kişiyle ilgilenmesi hata olarak anlatılır. Ve Allah'tan uyarı alır. Ve peygamber olarak bu hatasını kavmine bu ayet vesilesi ile beyan eder. Kavmi içinde kendisini ilahlaştırmak isteyenlere de, şu an kendisini putlaştıranlara da bir cevaptır bu ayet. Kusursuz, ilah olan nebi değil Allah'tır.

Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü'minler de. Tümü Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inandı. "O'nun elçileri arasında hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz..." dediler. (Bakara Suresi, 285)

Tüm nebi ve resulleri eşit sevmek Allah'ın emridir. Allah ayetlerde resuller arasında bir ayırım yapmamamızı emretmiştir. Ayetlere göre müminler, resullerden birini diğerine üstün tutamazlar. Tüm resuller bizim için Allah'ın seçilmiş, özel kullarıdır.

Allah'a ve elçilerine inanan ve onların hiçbiri arasında ayırım yapmayanların da ödüllerini ileride verecek. (Nisa Suresi, 152) . Elçilerden her birine diğerinden farklı meziyetler bahşettik. Onlardan kimiyle Allah konuşmuş, kimini de yüce mertebelere çıkarmıştır... (Bakara Suresi, 253)

 

Muazzez Beklen




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.