MUSUL NERESİ?

Orhan Arslan
19.10.2016

MUSUL VE KERKÜK KATIKSIZ TÜRK YURDU

Musul Bölgesi daha düne kadar, Irak sayılmıyordu ve Irak'tan ayrı olarak “ Yukarı El-Cezire” bölgesi içinde gösterilmekteydi.

İlk olarak 1055-1056 yıllarında Selçuklu Devleti'ne bağlanan Kerkük ve Musul, son bin yıldır hep “Türk Yurdu” oldu.

İstemeyerek girdiğimiz I. Cihan savaşında (1914-1918), bütün cephelerde galip gelmemize rağmen, müttefikimiz Almanya’nın yenilmesiyle biz de mağlup sayıldık. Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla (30 Ekim 1918) teslim alındık, Sevr Antlaşmasıyla (10 Ağustos 1920) da taksim edildik.  Sevr ile Orta Anadolu’da küçük bir toprak parçası Türklere bırakılıyor, imparatorluğun tamamı İngiltere, Fransa, Yunanistan, Ermenistan ve İtalya arasında paylaşılıyor, Musul ve Kerkük’ün bulunduğu Irak coğrafyası da İngiltere’de kalıyordu.

MİSAK-I MİLLİ (MİLLİ YEMİN, ULUSAL AND)        

İstanbul'da toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisinde; daha önce Mustafa Kemal tarafından hazırlanan Misak-ı Milli maddeleri, 28 Ocak 1920'de oy birliği ile kabul edilmiş ve 17 Şubat'ta kamuoyuna açıklanmıştır. Bildiri, Türkiye'nin kabul ettiği asgari barış şartlarını içermektedir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları, büyük ölçüde, Misak-ı Millî ilkeleri doğrultusunda oluşmuştur. Kerkük ve Musul Misak-ı Milli sınırları içindedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılışından bir hafta sonra, Gazi Mustafa Kemal, Meclis kürsüsünden konuyu şu şekilde ifade ediyordu: " Millî hududumuz, İskenderun'un güneyinden geçer, doğuya doğru uzanarak Musul'u, Süleymaniye'yi, Kerkük'ü içine alır”. Atatürk, Musul, Kerkük ve Süleymaniye’yi Anadolu’nun bir parçası olarak tanımlıyordu.

LOZAN ANTLAŞMASI

Milli Mücadeledeki başarımızdan sonra, Yeni Kurulan Türk Devletinin durumunu görüşmek ve sınırlarını tesbit etmek üzere, İsviçre’nin Lozan Şehrinde bir barış konferansı tertip edildi.

İlk görüşmeler 20 Kasım 1922-04 Şubat 1923 arasında yapıldı ve petrol olduğu için Musul vilayeti konusunda anlaşma sağlanamadan konferans dağıldı.

İkinci görüşmeler 23 Nisan 1923’de başladı. Musul konusu yine çözüme bağlanamadı. Musul maddesi daha sonraya bırakılarak Lozan Antlaşması imzalandı (24 Temmuz 1923).

ANKARA ANTLAŞMASI

1926 yılında Musul Sorunu Milletler Cemiyeti'ne götürüldü. Sorun burada da çözümlenemeyince, Yüksek Adalet Divanı'na verildi. Buradan da olumlu bir sonuç alınamadı. Nihayet, 5 Haziran 1926 tarihinde, Türkiye ve Irak arasındaki siyasi sınırları belirlemek ve komşuluk münasebetlerini düzenlemek amacıyla İngiltere ve Türkiye tarafından “Ankara Antlaşması” imzalandı.

Bu antlaşmaya göre, Musul vilayeti Irak'a ait olacaktı. Irak, Musul'dan elde ettiği petrol gelirinin %10'unu 25 yıllık bir süre için Türkiye'ye verecekti.

Türkiye bu parayı 4 yıl boyunca almış, kalan 21 yıllık hakkından ise 500.000 Sterlin'e İngiltere lehine vazgeçmiştir.

1951 yılına kadar ödemelerdeki aksaklıklar, Türkiye’nin milli bütçesinde alacak olarak hep gösterildi.

Fakat 1986 yılında Saddam Hüseyin’in ricası üzerine bu kalem de bütçeden kaldırılarak, kâğıt üzerinde Kerkük ve Musul üzerindeki haklarımız bitirilmiş oldu.

KÖRFEZ SAVAŞI (1991)

Birinci Körfez Savaşı sırasında dönemin ABD Başkanı George Bush’un Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a, “Musul ve Kerkük’te hakkınız var. Alın ve çıkmayın” dediği anlatılır.

Ancak Turgut Özal, Musul ve Kerkük’ün sıkıntı yaratacağından bahisle etrafındakilere; “Bunlar tanelerdir, kuşlar için taneleri dökerler. Sonra da tanelere gelen kuşları avlarlar” dediği rivayet edilir.

Belki, o günün şartları böyleydi.

KERKÜK VE MUSUL İÇİN MİLAD: 1 MART TEZKERESİ

Türkiye Cumhuriyeti devletinin,  ABD ile birlikte, Türk düşmanı Saddam’a karşı Irak’a girmesi için TBMM’de yapılan oylamada red kararının çıkması, Irak için ters şartların alabildiğine ürediği olaydır.

ABD Irak’a Kuzeyden değil de, bu sefer yanına Peşmerge ve Kürtleri alarak Güneyden girdi ve 2003 yılında Irak işgal edildi.

10 Nisan 2003 tarihinde Irak askerlerinin Kerkük’ü boşaltıp güneye doğru çekilmeleri üzerine Kürt Peşmergeleri Kerkük’e saldırdılar. Türkmen şehrine girmekle kalmadılar, şehirdeki resmi daire binalarını, hastane, işyeri, evleri, özel araçları yağma ve talan ettiler.

İlk yağmalanan yerlerin Tapu ve Nüfus Dairelerinin olması, Kürtler’in maksadının Kerkük’teki Türkmen nüfus kayıtlarını yok ederek, Irak Türkleri’ni azınlık durumuna düşürmek ve Türkmen şehri Kerkük’ün demografik yapısını değiştirmekti.

Maalesef Türkmen kardeşlerimiz heder edildi ve maalesef Türk askerinin başına çuval geçirildi.

Türkiye’nin Irak üzerindeki siyasi etkisi ve caydırıcılığı sıfırlandı.  Kırmızıçizgilerimiz çiğnendi, daha da acısı Türkiye’ye karşı yeni kırmızıçizgiler oluşturuldu.  

Keşke, 1 Mart 2003 Teskeresi reddedilirken Misakı Milli aklımıza gelseydi.

GELELİM GÜNÜMÜZE

Şimdi her şey bambaşka. 15 Temmuz darbe gecesi yaşananlar ve yüzlerce harikulade olaylar, Türk Milletine yeni bir şuur kazandırdı. Olaylara, dosta ve düşmana daha başka bakmaya başladı.

O gece Rabbimizin sadece bizi değil, bütün İslam coğrafyasını, bütün ümmeti Muhammed’i bizzat koruması altına aldığına şahit olduk. Zalim batının zulmü Gayretullaha dokundu, kim bilir Rahman’ın zalimlere verdiği mühlet doldu.

SONUÇ

Kerkük ve Musul demografik olarak da, tarihsel olarak da, siyasi olarak da 81 Vilayetimiz gibi Türk şehirleridir, uzakta olsalar da bizimdir ve Türkiye’nin orada hakları vardır. Bu hak aranmalıdır.

Misakı Milli mülk-ü millettir! Musul'u tribünden izleyemeyiz.

Bu milleti çok seven Rabbimiz! Bize güç ver. Aklımızı kullanmaya biz yönlendir. Birlik ve beraberliğimizi bozma. Bu 80 Milyonluk Türk Milleti, Seni sınırsızca övüyor ve ok seviyor Allah’ım.

Orhan Arslan

 




YAZARIN DİĞER YAZILARI
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.