SABREDİN EY MAZLUMLAR! SABRET EY ARAKAN!

Asiye Türkan
15.9.2017

Bundan tam 1438 sene önce Mekke topraklarında Allah’ın Resulü olduğunu söyleyen eden Abdullah oğlu Muhammed ve getirdiğinin hak olduğuna gönülden inanan, O’na güvenen, ilklerden olmayı arzulayan arkadaşları…

Bir eline güneşi, diğer eline de ayı verseler asla davasından dönmeyeceğini, kendisine verilen mesaja ekleme ve çıkartma yapmadan iletmesi gerektiğini bilen Allah’ın Nebisi ve imanına kanıyla - canıyla şahit kılan Yasir ailesi…

Gücünü, imkanlarını, statüsünü, sözünün geçerli olmasını kaybetmeyi göze alamayan, köleleri ile aynı ortamda olmayı kaldıramayan, hayırlarda ön sıralarda olan, nebilik yarışında geri kalıp bunu hazmedemeyen ve Allah’a savaş açan Ebu Cehil…

Yemenden Mekke’ye gelmiş olan Yasir, cariye Sümeyye ile evlenmiş, Oğlu Ammar’ın davetiyle İslam’a girmiş,  himayesi ile girdiği zalim Mazlum oğullarının lideri Ebu Cehil’in hışmına uğramış ve işkenceler yapılarak katledilmişti.

Sabret Ey Yasir Ailesi!

Tarihin tozlu sayfalarında Yasir ailesine yazılan öyle acılar vardır ki, Müslümanlar çaresiz, hüzünle yaşanan acıları seyretmekten başka bir şey yapamadı. Allah Resulü Yasir ailesinin yanına vardığında yüreği yandı, gözleri yaşardı. Çaresizlik içinde güzel şehit Yasir’in “Bu eziyetler daha ne kadar sürecek” diye sorduğunda, Muhammed aleyhisselam Yasir ailesini sabretmeye, direnmeye davet edecekti. Akabinde duası şöyle olacaktı:

“Allah’ım! Sen Yasir ailesini bağışla! Sabredin Ya Yasir ailesi, size müjdeler olsun! Sizin mükafatınız cennettir.”[1]

Sırasıyla anne ve basının gözlerinin önünde katledilmesine hangi can dayanabilirdi ki?

Ammar da dayanamadı. Başını suya sokup nefessiz bırakıp arkasından Muhammed’i terk edinceye, Lat ve Uzza’ya tapıncaya kadar bu durumdan kurtulamayacağı söyleniyordu. Ölümle burun buruna kalan Ammar diliyle inkar edivermişti. Bütün Mekke sokaklarında Ammar’ın dinden döndüğü dile getirildi. Tepeden tırnağa imanla dolu olduğunu bilen Hak Teala, Ammar’ı vahyi ile şereflendirecekti:

“Kalbi güven (iman) dolu iken ağır baskı altında olan dışında her kim, inanıp güvendikten sonra ayetleri görmezlikten gelir ve görmezliği (kafirliği) içine sindirirse, Allah’ın öfkesi onların üstünde olur. Onların hak ettiği büyük bir azaptır.”[2] 

Zalimin zulmü varsa mazlumun da Allah’ı vardı. Hz. Ali’ye atfedilen sözde söylenildiği gibi, mazlumun zalimden öcünü alacağı gün, şüphesiz zalimin zulmettiği günden daha çetin olacaktı…

“Allah sabredenlerle beraberdi.” [3]Asla vaadinden dönmeyecekti. Zalim gücüne ve parasına güvenip zulüm yapıyorsa, mazlum da her şeyin sahibi  Rabbine güvenip sabretmeliydi. Sabretmenin salah eylemine tabi olduğu da ayetin devamında vardı. Kaim, daim, dimdik olmakla, ne istediğini ve kimden istediğini bilmekle, namazlarını tam, düzenli ve devamlı olmakla olacaktı.

Eller yüce yaratana açılırken, gönüller batıya yönelmemeliydi. Mazlumun Allah’tan yardım etmesi için tıpkı Ammar gibi her şeyin sahibinden istenmeliydi.

Bütün bunlar mazlum durumunda olan ve her an mazlum olmaya aday olan bizler için ön bilgiler içeren bilgilerdir. Peki bundan sonrası için ne yapılmalıdır?

Haksızlıklar karşısında elbette bir şeyler yapılmalıdır. Her gücü, eli ve dili olan asla boş durmamalıdır. Şeytan bizim lugatımızda düşman ve en şerli mahluktur. Haksızlıklar karşısında susanın dilsiz  şeytan olması da bir vakıadır. Hayatta en büyük mücadele; şeytan olmayıp, insan kalma mücadelesi olmalıdır.

İnsanı insan yapan şüphesiz vicdandır. Vicdanı ölmüş yürekler bedenine yüktür. Vicdanlar kalplerin içine hapsedilmemelidir. Paranın ve gücün hakim olduğu vicdanlardan çıkacak hiçbir dua, gönüllere merhem olmayacaktır. İçten gelen sesleri bastırmamak, yüreklere dokunmak, elinden ne geliyorsa onu yapma gayretinde bulunmak her aklı başında olanın yapacağı iştir.

Susmak, sıranın bize de geleceğinin delilidir. Zira bize dokunmayacak yılan yoktur. Bin yıl yaşaması da imkânsızdır. Adaletin hakim olmadığı ve ahlakın yaşanmadığı toplumlarda, yılanlar her zaman başlarda ve ataların söylediği gibi arsız güçlü olunca haklı da suçlu olacaktır.

Ves-Selam…

 

Asiye Türkan

_______________________________________________ 

[1]İbn Hişâm, Sire,I,342; Hakim, Müstedrek,III,432

[2] Nahl Suresi 16/106

[3] Bakara suresi 2/153




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.