SEVGİNİN GÜCÜ VE HAYATA POZİTİF BAKIŞ

Fevzi Şahingöz
22.1.2018

Yüce dinimizin en önemli ilkelerinden biri de insan sevgisidir. Allah insanı, sevgi ve ilgiden yaratmıştır (Alak 2) Kur’an’ın tarif ettiği Müslüman, aşk ve sevgi insanıdır. Dinimiz, hoşgörü,  merhamet, şefkat ve sevgi unsurlarını ön plana çıkarır. Sevgi ve saygı kalıcı tüm ilişkilerin temelidir.  Hoşgörü, nezaket, incelik, fedakârlık ve sevgi hiçbir zaman boşa gitmez.

Bir ülke bireylerini bir araya getirip kaynaştıran hoşgörü ve sevgidir. Toplum sevgi ve hoşgörü ile kaynaşıp huzur bulur. Tabiatın yazdığı bir kitap olan sevgi, kişileri daima birleştirirken, kin, husumet, bencillik, kıskançlık ve kibir gibi kötü duygular ise ayrıştırır. Böylece, insanları mutluluktan uzaklaştırır. Arzular ve hınçlar aklın sesini duymazlar. Bu bakımdan, aşırı kin ve kaprisleri olan insanın, başı bela taşına çarpmadıkça kulağı nasihat  tutmaz. İnsanları seven kişinin içinde heyecan vardır. Unutmamalıdır ki, tutkunun bittiği yerde mutluluk başlar. Rahat yaşamak için düşmanlarımızı dahi sevmeye çalışmalıyız zira insanlara sevgi beslemek amellerin en faziletlisi olup, yaratılanı sevmek, Yaradan’ı sevmek demektir. Arzu ettiğimiz sevgiyi bize başkalarının sağlamasını beklemektense, kendimiz bir sevgi kaynağı olmalıyız. Sevgi ve merhamet intikamdan çok daha iyidir. Bu nedenle, içimizdeki sevgi ve şefkati harekete geçirmeliyiz.  Sevgi, başarı ve mutluluğun anahtarıdır. Hele aynı vatan toprakları üzerinde, bir bayrak altında yaşıyorsak, birbirimizi sevmek durumundayız. İyilik görmenin yolu, iyilik yapmaktan geçer. Birbirlerine sevgi ile bağlanmış insanlardan oluşan toplum, güçlü bir toplum olur.

Bütün güzelliklerin temelinde sevgi vardır. İnsanlar arasında olması gereken dostlukların azalması, ona bağlı olarak da kin, öfke, hiddet ve düşmanlıkların artması esasta, sevgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Hâlbuki sevgi olsa, öfkeler diner, düşmanlık duyguları biter, bir daha ortaya çıkma imkânı bulamadan kaybolur gider. Unutulmaması gereken bir husus da şudur ki, tüm faziletler, tüm iyilikler ve güzellikler, sevgi ve samimiyet ortamında doğar ve gelişir.

Kin ve nefret duygusu taşıyanlar, sevgiden yoksun olan kimselerdir. Dünyada en huzursuz kimseler, gönüllerinde husumet ve kin tutanlardır. Bu kimselerden hoşgörü beklenemez. Kişi sahip olmadığı sevgiyi başkasına veremez.Sevgi azalınca kusurlar çoğalır. Bu nedenle hoşgörülü olabilmek için, insanlar birbirlerinin kusurunu araştırmamalı ve affedici olmalıdır. Bağışlamasını bilmeyen hoşgörülü olamaz.  Sinir, öfke ve gazap insanları daima kötülüğe sürükler

Hoşgörü; karşımızdakileri, bizim istediğimiz gibi değil, kendi istedikleri biçimde mutlu edebilme büyüklüğü olup, beşeri münasebetlerin de temelidir. Sevmek, bir insanı anlamak,  onu olduğu gibi kabul etmek ve onların gönüllerine girmektir. Zira Bir gönüne girmek için bin yol bulunur. Olumsuz birçok davranışın sebebi, yeterince hoşgörülü olmamaktır. Evde, trafikte, sokakta, okulda, işyerinde, kısaca insanın olduğu her yerde eğer hoşgörü ve tolerans yoksa orada bencillik, anlaşmazlık, güvensizlik, tartışma, kavga olumsuzluk adına her şeyi görebilmek mümkündür. Kendisi ile barışık olan insan, hoşgörülüdür. Kendisi ile barışık olmayan kimse herkese küs ve dargındır. İnsanlarımız kendisine güvenmiyor, inanmıyor, kendisini yeterince tanımıyor ve sevmiyorsa, başkasını sevmesi ve onlara saygı duyması mümkün değildir. Hoşgörü, haddini bilerek sürdürülen hayat biçimi, anlayışlı olmamın adı ve sevginin yoludur.  Hoşgörü, çağın getirdiği sorunların, aç gözlülüğün, doyumsuzluğun, sevgi yoksunluğunun, güvensizliğin çaresi olabilecek bir anlayış tarzıdır ve insanın özüdür.

Sevgi ve hoşgörünün ifadesi; tatlı söz, güler yüz ve anlayıştır. Bu bakımdan öğrenilmesi gereken ilk dil tatlı dildir. Ayrıca, dili tatlı olanın dostları da çok olur. İmandan sonra, amellerin en faziletlisi, kişinin insanlara sevgi beslemesidir. Sevginin devamı ve derinleşmesi hürmet ve ikramla, feragat ve faziletle olur. Muhatabınıza göstereceğiniz gülümseme, dostluk ve motive edici güzel sözler, onun özgüvenine de bir katkı sağlar.

Karamsar insan, kendi kendisinin en büyük düşmanıdır. Yüreğin, elemden ve kederden uzak olması, kesenin dolu olmasından çok daha iyidir.  Büyük servet sahibi olan kişi, yalnız günlük ihtiyaçlarına yetecek kadar mala sahip olan kişiden, daha çok mutluluğu olduğu söylenemez. Huzur dolu bir kalple bir parça ekmek, vicdan azabı ile beraber olan zenginlikten çok daha iyidir. Bir insanın midesi dolu ve sağlığı yerinde ise, kralların hazinesi onu daha fazla mutlu edemez. Mutluluk, yaşadığımız hayat tarzında değil, hayata bakış tarzındadır. Huzur ve saadetin kaynağını dışımızda değil içimizde aramalıyız.Gönül rahatlığı ve huzur, diyar diyar gezilerek bulunacak bir şey değildir. O bizim iyi hareketlerimizden, yaptığımız yardımlardan, kazandığımız kalplerden içimize akseden ilahi bir ışıktır. İnsanlar hayata bakış açısını değiştirmeli, hoşgörü ve sevgiyi kendisine şiar edinmeli ve tüm sıkıntıları Allah sevgisiyle aşmaya çalışmalıdır. Hiç unutmamalıdır ki, hicranla ağaran saçlar değil, sevgisiz kalan kalpler ihtiyarlar. İnsanlar için üzüntüden daha beter bir kötülük yoktur. Bütün sıkıntılar, düşünce şeklinden kaynaklanır. İnsan nasıl düşünürse öyledir. Düşüncelerimizle biz dünyamızı yaparız.  İnsan kendi mutluluğunun mimarıdır. Kişi kendi kafasının içindeki olumsuz düşünceleri temizlemedikçe, ruhen rahat olamaz. İnsanlar akıllarını kullanarak, dertlerinden kurtulmak için,  hayatın iyi yönlerini görmeye çalışmalı veher şeyde bir güzellik aranılmalıdır. Mesela,  güllerin dikenli olduğundan şikâyet etmektense, bu dikenlerin de, bir gülü olduğunu düşünmek daha yerinde olur. Talih aynaya benzer ona asık suratla bakarsanız, o’da size aynını verir. Eğer o’na gülümserseniz, o’da size gülümser. Sen neye nasıl bakarsan, o da sana öyle bakar. Yaşanan gün nasıl olursa olsun, beklenen gün her zaman daha güzeldir. Çünkü geçmiş kayıplarla, gelecek umutlarla doludur. Tabiattaki nesnelerin şekli ve algılanması, ona bakan kişinin kültür ve psikolojik yapısına göre değişir. Dünyanın rengi, dünyada yaşayan insanların, bakış açısına göre anlam kazanır. Güçlü ve mutlu olan insan daha iyi kalpli olur. Dışımızda zannettiklerimiz, içimizdedir. Dışarıda tüm gördüklerimiz, kalbimizin yansımasıdır. Kalbimiz nasılsa, dışarısı da öyledir. Sonuç olarak; dünyaya ve olaylara daima olumlu bakmayı bir gaye edinmeliyiz. Zira, hayatın gayesi olmayınca, eğlence bile bataklığa döner. Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayattan zevk ve lezzet alır.  Bu bakımdan, sevgiyi ve hoşgörüyü ön plana çıkartıp, hayata pozitif bakmayı öğrenmeliyiz.

 

SEVGİ ÖYLE BİR DİL Kİ;

Sevgi öyle bir dil ki; kör görür sağır duyar

Merhameti olanın kalbine şefkat yağar

Sevgisiz geçen günü, ben hep ziyan sayarım

Merhameti olanın kalbine sevgi yağar.

 

Güler yüz tatlı sözler, akan bir suya benzer

Her nereye akarsa, orayı gülle bezer

Her şeyin özü sevgi, Mushaf’ta bunu yazar

Merhameti olanın, kalbine sevgi yağar.

 

İnsanları seversen, asla kalmazsın naçar

Kalbin yüzüne yansır, yüzünde güller açar

İyilik görmenin yolu, iyilik yapmaktan geçer

Merhameti olanın kalbine sevgi yağar.

 

Arzular ve hınçlar, başa bela getirir,

Sabır, sebat, tevazu, düşmanlığı bitirir

Anlayış ve özveri, kini alır götürür

Merhameti olanın kalbine sevgi yağar.

 

Hoşgörülü olmayan, insan kadri bilemez

Her şeyde güzellik var bunu herkes göremez

Sevgisiz kalan bir kalp hayattan zevk alamaz

Merhameti olanın kalbine Rahmet yağar.

 

Fevzi Şahingöz

 




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.