Yoksa ABD ile sınır komşusu mu olacağız!..

Hasan Mustafa Arslan
3.12.2017

Son günlerde gündeme oturan meseleler, aslında tüm yaşananların karşılıklı kanıt oluşturma savaşı olduğunu düşündürüyor!..

Dünyada her devlet ABD’nin belden aşağı kurallarla iş gördüğünü bilir. Ancak ses çıkart(a)maz!..

Çünkü, hem karşı koyacak gücü yoktur hem de ABD’nin suçlarını ortaya dökecek belge ve bilgilere ulaşamazlar. Elde etseler de kullanamazlar. Zira böyle belgelere sahip olmak öyle sanıldığı gibi kolay bir işlem değildir. Bilakis; bizzat bu emperyal gücün kurduğu, kişisel olanlarda dahil her türlü delil üretme kabiliyetine sahip derin oluşumlar, öyle herkesin eline verilmez. Emperyal güçler; Türkiye’de 2011’de MİT’e devredilen GES (Genelkurmay Başkanlığı Elektronik Sistemler) gibi derin elektronik dinleme sistemleri vb. oluşumlar ile devletlerin içinde kendi aleyhlerine bulgu üretecek her şeyin karşı tedbirini alırlar...

O sebeple devlet adamlığı ucu zehirli iğnelerle kaplı demir yeleği giymek gibidir. Lüzumsuz kıpraşırsanız(!) o iğneler bir yerinize batar ve yok olur gidersiniz.

..............

ABD, 15 Temmuz’da çok fena bir başarısızlık örneği ile Türkiye’de adeta iyot gibi açığa düşmüştür...

Bu öylesine hafife alınacak bir başarısızlık değildir! Artık darbeye maruz kalan taraf, darbenin müsebbibi ile ilgili her türlü belge ve bulguları ele geçirmiştir. Bu belge ve bulgular yenilir yutulur cinsten olsa umursanmaz geçilirdi... Ancak durum görünüşe göre hiç böyle değildir!.. ABD öylesine açığa düşmüş olmalı ki kanıtların kötü bir kullanımı halinde, sanki durumun ABD’nin bekâ sorunu haline dönüşebileceği hesaplanıyor...

Rusya’nın Suriye’de, bölgenin enerji lojistik hattına fırsat oluşturup çöktüğü süreçte, bu durum hafife alınamaz! Bir de Türkiye de iktidar; Osmanlı’nın son döneminde kendisine suikast yapan Ermeni’yi serbest bırakan padişahın gösterdiği zaafı[1] göstermeye de meyilli değildir...

Gelinen noktada ABD, bir batılının aklına gelebilecek en etkili şantaj olan maddi ceza yöntemini hayata geçirmeye çalışmaktadır!

Çünkü yarın; muhatap olunan bu haşarı ve enerji pastasından istediğini almak için gözü kara mücadele eden ülke ile fiziki sınır komşusu olmak işten bile olmayabilir...

Onca silahın bölgeye yığılması bir hesap için değilse nedir?..

ABD için hazır asker olacaklar illaki bulunur ki bulunmuş olmalıdır!.. Bunların bölgesel bağımsızlık ilan edip mandater bir teslimiyet ile egemenliğini ABD’ye vermesi imkansız mıdır!.. Bu işlem için öyle çok geniş topraklara ihtiyaç da yoktur. Stratejik noktada birkaç km2’lik alanlar yeterde artar bile... Bu çalışmalar çoktan başlamıştı. Böylelikle İncirlik üssü için tamamen müdanasız bir hale de gelinmiş olunacaktır...

Hedeflenen yerler arasında Afrin de  olabilir mi!..

Böyleyse Afrin Türkiye için demir leblebi haline gelir...

..............

Diğer taraftan, Reza Zerrab davasından dolayı Türkiye de avuçlarını kovuşturan işbirlikçi bir zümrenin varlığı iyice açığa çıktı. SWIFT fotokopileri üzerinden bombardımana kalkışanların aslında uluslararası hukuk açısından zayıf bir oyuna karşın, bu zayıflığı göz ardı ettirecek şekilde ortaya attığı büyük iddialar, zamanlama ve içerik açısından son derece manidardır...

Bu hamle ilgili çok şey yazıldı çizildi. Belli ki emir, refüze edilemeyecek kadar sağlam bir yerden gelmiştir... İddia sahiplerinin başarı elde etmesi uzak ihtimal olsa da bu o kadar önemli değildir..

Her halükarda iktidara bir kara çalınmış, masadaki derin pazarlıkta bir hamle yapılmış olur... Hiç bir şey olmasa, günün sonunda yıllardır iktidar alternatifi olamayan muhalefet, ciddi bir kan değişimine maruz bırakılabilir!..

Zira mevcut iktidar için bu çaptaki muhalefet, bir nimet gibi görülmektedir...

Muhalefetin ağır topunun da oyundan düşmüş olması ayrı bir soru işaretidir. Tüm bunlar işlerin üst aklın istediği çizgide gelişmesi için bir kan değişimini kaçınılmaz hale getirmiş olabilir!.. Daha İYİ bir seçenek için düğmeye basılmadığını kim söyleyebilir!..

Üst akıl için, emperyal çizgide tüm istenilenlere eyvallah çekecek sadık yeni bir muhalefet oluşturmanın nasıl gerçekleşeceğine tanık olacağız.

Eğer böylesi ayak oyunları varsa ve hayata geçerse ki görünen köy klavuz gerektirmez; rozetlerinin arkasına sığınan ve kendilerini ülkenin kurucusu konumunda gören muhalefetimizin içe dönük kadim savunma refleksi, emperyal gücün ekmeğine kaymak ve bal sürmek değil midir?

.....................

Gelinen bu noktada bir çift söz de; inanç cephesinde kendilerini cennetin ortasında görüp saflarını sıkı tutmaya çalışan ve kafalarını katî bir dönüşle değiştirmedikçe asla bu millet ile hemhal olamayacak, okyanus ötesine ait yapının kadim mensuplarına olsun...

Ey inanıp güvenenler (müminler)! Yahudileri ve Hristiyanları dost (veli) bilmeyin. Onlar birbirlerinin velîsidir. Sizden kim onları velî edinirse o da onlardandır. Allah, yanlışlar içinde olan bir topluluğu yola getirmez.

Kalplerinde hastalık olanların, onların (Yahudi ve Hristiyanların) arasında koşuştuğunu görürsün; “Çepeçevre kuşatılmaktan korkuyoruz” derler. Bakarsın Allah, hastalıklarını açığa çıkarır veya katından bir iş meydana getirir de içlerinde gizledikleri şeylerden dolayı pişman olurlar.

(O zaman) Müminler derler ki “Bunlar mı bizimle birlikte olduklarına dair Allah’a yemin edip duranlar?” Onların emekleri boşa gider ve hüsrana düşerler.

Maide 5/51-52-53

 

Hasan Mustafa Arslan

[1] Bkz. Muhammed 47/35 – Ali İmran 3/139




YAZARIN DİĞER YAZILARI
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.